TÜBİTAK 1501 – TÜBİTAK SANAYİ AR-GE PROJELERİ DESTEKLEME PROGRAMI

Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı, 1995 yılından 23 Eylül 2010 tarihine kadar TÜBİTAK ile Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) işbirliği içinde yürütülmüştür. Yeni düzenlemeyle program sadece TÜBİTAK tarafından yürütülmektedir. Program, firma düzeyinde katma değer yaratan kuruluşların Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarını teşvik etmek ve bu yolla Türk sanayisinin Ar-Ge yeteneğinin yükseltilmesine katkıda bulunmak üzere oluşturulmuştur.

“Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Teknoloji ve Yenilik Destek Programlarına İlişkin Yönetmelik” ve “Sanayi Araştırma Teknoloji Geliştirme Ve Yenilik Projeleri Destekleme Programı Uygulama Esasları” uygun olarak yürütülen programın amacı, sanayi kuruluşlarının Ar-Ge Projelerine %60’a varan oranlarda hibe şeklinde destek sağlamaktır.

TÜBİTAK Bilim Kurulunun 02.03.2013 tarih ve 217 sayılı toplantısında aldığı kararla, bu tarihten itibaren 1501-TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programına 18,75 milyon TL’nin üzerinde bütçe ile yapılan proje başvurularının değerlendirme süreçleri, TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun onay vermesi koşuluyla başlatılacaktır.



SIK SORULAN SORULAR

Başvurular ne zaman yapılır?

1501 Destekleme Programı, sürekli olarak başvuruya açık bir programdır, başvurular yılın herhangi bir gününde yapılabilir.

1507 Destek Programından farkları nelerdir?

1507 de 500 bin TL ile sınırlı olan proje bütçesi, 1501 de sınırsızdır.

1507 KOBİ’lere yönelik oluşturulmuş bir programken, 1501 hem KOBİ hem büyük ölçekli kuruluşlar için uygundur.

1507 de destek oranı %75 iken, 1501 de destek oranı %40-%60 arasında değişmektedir.

1507 de proje süresi en uzun 18 ay olabilirken, 1501 de bu süre 36 aydır.

10 milyon TL ve üzeri bütçeli projelerde aranan şartlar nelerdir?

Projenin önerilen bütçesinin 10.000.001 TL ve üzeri olduğu durumlarda, projenin önerilen bütçesinin en az %5’i oranında akademik işbirlikleri ve projenin önerilen bütçesinin en az %5’i oranında KOBİ işbirliklerini içermesi gerekmektedir.

TÜBİTAK 1507 – TÜBİTAK KOBİ AR-GE BAŞLANGIÇ DESTEK PROGRAMI

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ) yönelik strateji ve eylem planlarında geliştirilen temel strateji; KOBİ’lerin verimliliklerini, katma değer içindeki paylarının ve uluslararası rekabet güçlerinin artırılması esasına dayanmaktadır. Ülkemizde, Ar-Ge faaliyetlerinin önemli bir bölümü büyük ölçekli işletmelerle sınırlı olup, ülke sanayinin %98’ini oluşturan KOBİ’lerin Ar-Ge faaliyetleri istenilen düzeyin altında kalmıştır. Yukarıda belirtilen stratejik hedeflere ulaşmak için piyasa koşulları ve uluslararası anlaşmalar kapsamındaki yükümlülükler dahilinde, KOBİ’lerin Ar-Ge ve yenilik projeleri için farklılaştırılmış bir destek programı TÜBİTAK tarafından kurgulanmış ve uygulamaya alınmıştır.

Projelere program kapsamında sağlanacak desteklerle KOBİ’lerin, teknoloji ve yenilik kapasitelerinin geliştirilerek daha rekabetçi olmaları, sistematik proje yapabilmeleri, katma değeri yüksek ürün geliştirebilmeleri, kurumsal araştırma teknoloji geliştirme kültürüne sahip olmaları, ulusal ve uluslararası destek programlarında daha etkin yer almaları hedeflenmektedir.



SIK SORULAN SORULAR

Başvurular ne zaman yapılır?

1507 Destekleme Programı, sürekli olarak başvuruya açık bir programdır, başvurular yılın herhangi bir gününde yapılabilir.



1501 Destek Programından farkları nelerdir?

1507 de 500 bin TL ile sınırlı olan proje bütçesi, 1501 de sınırsızdır.

1507 KOBİ’lere yönelik oluşturulmuş bir programken, 1501 hem KOBİ hem büyük ölçekli kuruluşlar için uygundur.

1507 de destek oranı %75 iken, 1501 de destek oranı %40-%60 arasında değişmektedir.

1507 de proje süresi en uzun 18 ay olabilirken, 1501 de bu süre 36 aydır.



Ortaklı projelerde, 500.000 TL üst limit taraflar için ayrı ayrı mı uygulanır?

Hayır, ortaklı ya da ortaksız, projenin toplam bütçesi 500.000 TL yi geçemez.

TÜBİTAK 1514 – GİRİŞİM SERMAYESİ DESTEKLEME PROGRAMI (GİSDEP)

1514 kodlu TÜBİTAK Girişim Sermayesi Destekleme Programı, ülke ekonomisine katma değer sağlayabilecek nitelikte yenilikçi, ürün, süreç, bilgi ve teknoloji geliştirme ve üretme potansiyeli bulunan KOBİ ölçeğindeki şirketlerin çekirdek veya başlangıç aşamalarındaki finansman ihtiyaçlarının, girişim sermayesi fonları aracılığıyla karşılanması amacıyla başlatılmıştır.

Destekleme Programı ile ülkemizde teknoloji ve yenilik odaklı KOBİ’lere sermaye sağlayacak yeni fonların kurulmasına ve bu fonları yönetecek Fon Yöneticilerinin teşvik edilerek girişim sermayesi ekosistemin oluşturulmasına katkı sağlanılması hedefleniyor.



SIK SORULAN SORULAR

Programın amacı nedir?

Ülkemiz teknoloji ve yenilik odaklı KOBİ’lere sermaye sağlayacak yeni fonların kurulmasına ve bu fonları yönetecek Fon Yöneticilerinin teşvik edilerek girişim sermayesi ekosistemin oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Kimler başvurabilir?

Aday Fon yöneticileri ve fon yöneticileri başvurabilir. (Tanımlar için Uygulama Esasları incelenmelidir)

Başvurular ne zaman yapılır?

Başvurular için çağrının açılması gerekir. Başvuru başlangıç ve bitiş tarihleri çağrı dokümanında belirtilir.

Kurulu fonu olan ancak portföyünde aktif yatırımı bulunmayan fon yöneticileri başvurabilir mi?

Evet, başvurabilir.

Fon desteği sağlayacak “diğer yatırımcılar” TÜBİTAK tarafından mı bulunur?

Hayır, diğer yatırımcılar, fon yöneticileri tarafından bulunmalıdır.

Başvuruların değerlendirilmesi sonunda, destek kararı alan fon yöneticileri, haklarını devredebilir mi?

Hayır, edemez. Ancak, destek kararı ile iletilen destek niyet mektubundaki şartları yerine getirerek, fonun oluşturulmasının ardından fondaki paylarını devredebilir.

Bir fon yöneticisi, TÜBİTAK’ın desteklediği birden fazla fonu yönetebilir mi?

Evet, yönetebilir. Ancak bu durumun, başvurulardaki rekabeti düşüreceği de bilinmelidir.

TÜBİTAK 1602 – TÜBİTAK PATENT DESTEK PROGRAMI

Bilim Kurulunun 02 Kasım 2013 tarihinde gerçekleştirilen toplantısında, ülkemiz kaynaklı ulusal ve uluslararası patent başvuru sayısının artırılması, gerçek ve tüzel kişilerin patent başvurusu yapmaya teşvik edilmesi ve ülkemizdeki patent sayısının artırılmasını hedefleyen 1602 kodlu TÜBİTAK Patent Destek Programı 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Bu program kapsamında Türk Patent Enstitüsüne(TPE), Dünya Fikri Haklar Örgütüne(WIPO), Avrupa Patent Ofisine (EPO), Japonya Patent Ofisine(JPO), Amerika Birleşik Devletler Patent ve Marka Ofisine (USPTO) yapılacak olan patent başvuruları desteklenecektir.



SIK SORULAN SORULAR

Kimler başvurabilir?

T. C. vatandaşı kişiler veya Türkiye’de faaliyet gösteren, Türk hukukuna göre kurulmuş ve Türk tabiiyetinde olan şirketler, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları başvurabilir.

En fazla kaç başvuru yapılabilir?

Şahıslar (gerçek kişiler) için yılda en fazla 5, firmalar (tüzel kişiler) için yılda en fazla 20 başvuru yapılabilir.

TÜBİTAK desteği almış bir projede ortaya çıkan buluş için patent başvurusu yapılabilir mi?

Evet, yapılabilir. Ancak, buluşa ilişkin fikri haklar proje yürütücüsünde kalırsa teşvik ile desteklenebilir.

Kabul veya ret kararı nasıl verilir?

Ulusal patent başvuruları ve uluslararası patent başvuru destekleri için yapılan başvurularda; başvuru koşullarına uygun olan ve eksiksiz belgeler ile yapılan tüm başvurular kabul edilir. Uluslararası patent inceleme raporu desteği ise buluş değerlendirme komisyonu tarafından verilir.

Vekil kullanmak zorunlu mudur?

Hayır, değildir. (Vekil, patent ofisleri tarafından yetkilendirilen ve patent başvuru sahibi adına işlem yapabilen kişidir.)

Teşvik kapsamındaki vekil desteği ve patent tescil vekil ödülü nasıl alınır?

Söz konusu destek ve ödül başvurusu, vekil tarafından, her takvim yılının Ocak ayında, bir önceki takvim yılında vekili bulunduğu tüm patentler için, toplu halde bir başvuru ile yapılır.

Ödemeler nasıl yapılır?

Ulusal Patent ve WIPO’ya yapılan PCT başvurularına yönelik destekler başvuru sahibi adına TPE’nin (Türk Patent Enstitüsü) banka hesabına yatırılır. Diğer destekler ve ödüller başvuru sahibinin banka hesabına aktarılır.

TÜBİTAK 1505 – ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ DESTEK PROGRAMI

Bu programla, üniversite/kamu araştırma merkez ve enstitülerindeki bilgi birikimi ve teknolojinin,  Türkiye’de yerleşik ve  proje sonuçlarını  Türkiye’de  uygulamayı  taahhüt  eden  kuruluşların  ihtiyaçları  doğrultusunda,  ürüne  ya  da sürece dönüştürülerek sanayiye aktarılması yoluyla ticarileştirilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Programın uygulama esaslarında; Müşteri Kuruluş olarak anılan özel sektör kuruluşu ve Yürütücü Kuruluş olarak anılan üniversite ya da kamu araştırma  merkez  ve  enstitüsü bir İşbirliği Sözleşmesi imzalayacaktır. Bu sözleşme çerçevesinde Yürütücü Kuruluş tarafından yapılacak; yeni  bir  ürün  üretilmesi, mevcut  bir  ürünün  geliştirilmesi,  iyileştirilmesi,  ürün  kalitesi  veya  standardının yükseltilmesi  veya  maliyet  düşürücü  nitelikte  yeni  tekniklerin,  yeni  üretim  teknolojilerinin  geliştirilmesi projesi TÜBİTAK ve Müşteri Kuruluş tarafından finanse edilecektir.



SIK SORULAN SORULAR

Kimler başvurabilir?

Programa, 1 (bir) yürütücü kuruluş ve 1 (bir) müşteri kuruluş ortak olarak başvurur. Müşteri kuruluş, Türkiye’de yerleşik ve proje sonuçlarını Türkiye’de uygulamayı taahhüt eden sermaye şirketidir. Yürütücü kuruluş ise; yükseköğretim kurumları ile vakıf üniversiteleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ve Ar-Ge yapmakla görevlendirilmiş kamu araştırma merkez ve enstitüleridir.

Başvurular ne kadar sürede değerlendirilir?

Başvuruların 90 gün içinde karara bağlanması hedeflenir.

Başvuruların değerlendirilmesi sırasında hakem ziyareti yapılır mı?

İlgili teknoloji grubu yürütme komitesinin aksine bir kararı olmadığı sürece, proje başvuruları hakemler tarafından sadece proje öneri formları üzerinden değerlendirilir, firma ziyareti yapılmaz.

İşbirliği Sözleşmesi nedir?

Proje başvurusu sırasında, müşteri ve yürütücü kuruluş arasında imzalanan, projenin tarifi, tarafların sorumlulukları, fikri hakların paylaşımı, satın alınan alet/teçhizatın mülkiyeti, hukuki uyuşmazlıkların çözümü gibi konulara ilişkin hükümleri belirleyen sözleşmedir. (İşbirliği Sözleşmesi Örneği)

Proje Teşvik İkramiyesi (PTİ) nedir?

Proje kapsamında ve projeye ilişkin hizmetlerde görev alan personele, 6 aylık dönem sonlarında ödenen tutardır. Detayları için Uygulama Esaslarına bakılmalıdır.

Proje bütçesi hesaplanırken, PTİ tutarı içine dahil ediler mi?

Hayır, PTİ tutarı proje bütçesine dahil değildir.

Fizibilite desteği nedir?

Fizibilite desteği,   1505 Destek Programına başvurmadan önce, ön çalışmaların yapılıp, proje planının tüm yönleriyle detaylandırılması için verilebilen bir destektir.  Detayları için Uygulama Esaslarına bakılmalıdır. (Fizibilite Desteği Başvuru Formu)

Fizibilite desteği başvuruları ne kadar sürede değerlendirilir?

Hakem değerlendirmesi olmadan, yalnızca  ilgili yürütme komitesi kararıyla sonuçlandırılan fizibilite desteği başvurularının en geç 60 gün içinde sonuçlanması beklenir.

Özel üniversiteler yürütücü kuruluş olabilir mi?

Evet, özel üniversiteler de yürütücü kuruluş olarak 1505 projelerinde yer alabilir.

Akademisyen proje yürütücüsüne ait bir teknokent firması, müşteri kuruluş olabilir mi?

Hayır, olamaz. Müşteri kuruluşun, ortakları ya da yönetim organlarında ücretli ya da ücretsiz görev alan kişiler ve bunların birinci dereceden akrabaları proje ekibinde yer alamaz.

Müşteri kuruluş birden fazla olabilir mi?

Hayır, olamaz. Yalnızca 1 (bir) yürütücü kuruluş ve 1 (bir) müşteri kuruluş olmak zorundadır.

Müşteri kuruluş, birden fazla 1505 projesinde yer alabilir mi?

Evet, alabilir. Bu konuda herhangi bir sınırlama yoktur.

Kimler proje yürütücüsü olabilir?

Yürütücü kuruluşta, tam zamanlı ve kadrolu olarak çalışan, araştırmacı niteliklerine (bkz. Uygulama Esasları) sahip personel, yürütücü olarak görev alabilir. Ancak,  üniversitelerde; rektör, rektör yardımcısı, diğer kurum ve kuruluşlarda; başhekim, başhekim yardımcısı, hastane yöneticisi, genel müdür ve genel müdür yardımcıları proje ekibinde yürütücü olarak yer alamaz.

Proje yürütücüsü müşteri kuruluştan olabilir mi?

Hayır, olamaz. Proje yürütücüsü,  yürütücü kuruluşta tam zamanlı ve kadrolu olarak çalışan ve araştırmacı tanımına uyan bir personel olmak zorundadır.

Bir kişi, en fazla kaç 1505 projesinde yürütücü olabilir?

Bununla ilgili bir sınır yoktur ancak alınabilecek olan PTİ miktarı, en fazla bir proje yürütücüsününki kadar olacaktır.

Araştırmacı ya da bursiyer sayısında bir sınır var mıdır?

Hayır, yoktur. Ancak, bir projede araştırmacılara verilebilecek toplam PTİ,  proje yürütücüsüne verilebilecek toplam PTİ nin 1.5 (birbuçuk) katını geçemez. Tüm bursiyerlere, proje boyunca verilebilecek toplam burs ücreti ise, proje yürütücüsüne verilebilecek toplam PTİ yi geçemez.

Yabancı uyruklu öğretim üyeleri projede yer alabilir mi?

Türkiye’deki Üniversitelerden birinde, yarı ya da tam zamanlı olarak çalışan yabancı uyruklu öğretim üyeleri,  projede görev alabilir.

Proje süresi uzatılabilir mi? Bütçesi artırılabilir mi?

Proje süresi hiçbir durumda 24 ayı geçemez.  24 aydan daha kısa sürmesi planlanmış projelerde aksama olduğu durumlarda, TÜBİTAK’ın da uygun bulması halinde proje destek süresi bir defaya mahsus olmak üzere ve 24 ayı geçmeyecek şekilde %25 oranında uzatılabilir. Ancak proje toplam bütçesi artırılamaz.

Proje çıktısı olan ürüne dair haklar kime aittir?

Proje sonunda ortaya çıkması muhtemel ürün üzerindeki haklar, TÜBİTAK tarafından proje sözleşmesi ile yürütücü kuruluşa devredilir. Yürütücü kuruluş, bu hakları işbirliği sözleşmesi çerçevesinde müşteri kuruluşa kullandırabilir ya da tamamıyla devredebilir.

Projede, hedefler doğrultusunda kullanılmak üzere alınan alet, teçhizat gibi demirbaşlar, proje tamamlandığında kimde kalır?

Bu husus, tarafların kendi aralarında imzaladıkları ve proje başvurusu sırasında TÜBİTAK’a sundukları işbirliği sözleşmesinde belirlenir. TÜBİTAK, proje destek kararında aksine bir hükümde bulunmadığı takdirde, sözkonusu demirbaşlar müşteri kuruluşta ya da yürütücü kuruluşta kalabilir.

TÜBİTAK 1513 – TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSLERİ DESTEKLEME PROGRAMI

Teknoloji Transfer Ofisleri(TTO); Üniversitelerde üretilen bilgi ve teknolojinin, uygulamaya dönüştürülerek ticarileştirilmesine ve bu süreç sonucunda ekonomik/sosyal/kültürel değer kazanmasına, üniversite ve özel sektör kuruluşları arasında işbirliği oluşturulmasına, sanayinin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknolojinin üniversitede üretilmesine, bu işbirlikleri sonucunda üniversite ve sanayi arasında bilgi ve teknoloji aktarımına ve somut çıktıların geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

TÜBİTAK, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunun kararı (Üniversitede Yenilikçiliğin ve Girişimciliğin Tetiklenmesi Amacıyla Politika Araçlarının Geliştirilmesi [2011/104]) ile “Teknoloji Transfer Ofislerinin Desteklenmesi” konusunda görevlendirilmiştir.



SIK SORULAN SORULAR

Kimler başvurabilir?

Yükseköğretim kurumu bünyesinde Teknoloji Transferi faaliyetlerine yönelik olarak kurulmuş olan birimler, yükseköğretim kurumlarının ortak olduğu şirketler, Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren yönetici şirket bünyesindeki ofisler ve söz konusu yönetici şirket tarafından kurulan şirketler başvuru yapabilir. (Detaylar için Uygulama Esasları okunabilir)

Başvurular ne zaman yapılır?

Başvurular için çağrının açılması gerekir. Başvuru başlangıç ve bitiş tarihleri çağrı dokümanında belirtilir.

TTO yöneticisi ve proje yürütücüsü aynı kişi olabilir mi?

Evet, olabilir.

TTO personeli için kriterler nedir?

Akademisyenler ya da üniversite idari kadrosunda yer alan kişiler TTO larda görev alabilirler. TTO faaliyetlerinin, uzmanlık ve yoğunlaşma gerektirdiği düşünülerek personel seçilmesi beklenir.

TTO da görevlendirilen üniversite personeline maaş ödenir mi?

Bu kişilere sadece proje teşvik ikramiyesi (PTİ) ödemesi yapılabilir. PTİ ‘ye ilişkin tanım ve esaslar Uygulama Esaslarında açıklanmıştır. Proje kapsamında en fazla beş kişiye PTİ verilir.

Proje personelinin aylık ortalama maliyeti nasıl belirlenir?

İlgili dönemdeki brüt ücretler, SGK işveren payları, SGK işsizlik işveren payları ve varsa ikramiye dikkate alınarak belirlenir.

PTİ (Proje teşvik ikramiyesi) ve maaş alacak TTO personeli sayısında bir sınır var mıdır?

PTİ ödenebilecek kişi sayısı en fazla 5 (beş) tir. Personel sayısı için bir sınır yoktur.

TTO personeli sözleşmeli mi olmalıdır?

Evet, PTİ alan kişiler dışındaki TTO personeli sözleşmeli çalışmalıdır.

Başvuru yapan kuruluş, kendi payına düşen %20 lik kısmı ne zaman öder?

Proje kabul edilirse TÜBİTAK ile sözleşme imzalanır ve kabul edilen bütçenin %20si, kuruluş tarafından banka hesabına nakit yatırılır.

Destek kapsamındaki giderler nelerdir?

Program kapsamında,

Personel giderleri

Ulaşım, harcırah ve konaklama giderleri,

Alet, teçhizat, yazılım, yayın alım giderleri,

Hizmet alımı (yurt içi yurt dışı danışmanlık ve eğitim dahil),

Toplantı, tanıtım ve organizasyon giderleri,

Yeminli mali müşavirlik ücretleri,

Genel giderler,

desteklenir. Desteklenen TTO faaliyetleri Uygulama Esaslarında ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Genel gider nedir ve nasıl hesaplanır?

Genel giderler, proje kapsamında gerçekleşen; destek personeli, elektrik, su, gaz, bakım-onarım, haberleşme, kira, kırtasiye vb. giderlere karşılık gelen harcamalardır. Destek kapsamına ilişkin maliyet kelemlerinden oluşan proje bütçesinin %10 una karşılık gelir ve belgelenmesi gerekmez. (Detaylar için Uygulama Esasları okunmalıdır)

Bütçe kalemleri arasında aktarım yapılabilir mi?

Evet, yapılabilir.

Aktarma yapılacak kalem, personel bütçesi içinde yer alıyorsa; yapılan gerekçeli başvuru, Teknoloji Transfer Mekanizmaları Destekleme Grubu Yürütme Komitesi onayı ile karara bağlanır.

“Personel” dışındaki kalemler için aktarma yapılmak istendiğinde; ekleme yapılacak ekonomik sınıflandırma kodunda yer alan ödenek toplamının %20’sine kadar yapılacak aktarma, TTO Yöneticisi tarafından yapılır. Aktarma oranının %20’yi aşması durumunda, yapılan gerekçeli başvuru Teknoloji Transfer Mekanizmaları Destekleme Grubu Yürütme Komitesi onayı ile karara bağlanır.

EKONOMİ BAKANLIĞI – YURT DIŞINDAKİ TEKNİK MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİNE SAĞLANAN DESTEKLER

Ekonomi Bakanlığı teknik müşavirlik hizmetlerine yönelik olarak kapsamlı bir Devlet Yardımı programı yürütmektedir. Bu program ile teknik müşavirlik şirketlerinin yurtdışındaki ofisleri, reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri, yurtdışı fuar, seminer ve konferanslara katılımları, pazar araştırması seyahatleri, mesleki sorumluluk sigortası ve yazılım harcamaları, yurtdışı teknik eğitim programlarına ve uluslararası mesleki yarışmalara katılımları, en az 4 katılımcı firma ile düzenleyecekleri yurtdışı heyetler, yurtdışında girmiş oldukları ihaleler sonucunda aldıkları teknik müşavirlik işleri Fiyat İstikrar ve Destekleme Fonu’ndan sağlanan kaynak ile desteklenmektedir.

Ayrıca, teknik müşavirlik, müteahhitlik ve inşaat malzemesi sektör örgütlerinin gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde düzenleyecekleri konferans ve seminerler, reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri, yurtdışında düzenleyecekleri fuar organizasyonları ve heyetler Fiyat İstikrar ve Destekleme Fonu’ndan desteklenmektedir.



TEKNİK MÜŞAVİRLİK ŞİRKETLERİNE SAĞLANAN DESTEKLER

Proje Desteği:

İşverenler tarafından açılan ihaleler neticesinde hizmet, vekâlet veya eser niteliğindeki teslimatlarına karşılık olarak imzalanan sözleşmelerde TMŞ’ler;

a)            Sözleşme bedeli 2.000.000 ABD Doları’na kadar olan projeler için %20 oranında, en fazla 300.000 ABD Doları,

b)           Sözleşme bedeli 2.000.000 ABD Doları’ndan 5.000.000 ABD Doları’na kadar olan projeler için %15 oranında, en fazla 500.000 ABD Doları,

c)            Sözleşme bedeli 5.000.000 ABD Doları’ndan 10.000.000 ABD Doları’na kadar olan projeler için %10 oranında, en fazla 750.000 ABD Doları,

ç)            Sözleşme bedeli 10.000.000 ABD Doları ve üzerinde olan projeler için %7,5 oranında, en fazla 1.000.000 ABD Doları,

desteklenmektedir.



Yurtdışı Ofis Desteği:

En fazla 7 (yedi) yurt dışı ofis için,

a. Kira Desteği : Yıllık 40.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla kira bedelinin % 50’si,

b. İstihdam Desteği :

T.C. vatandaşı Yönetici Personel için, yıllık 60.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla brüt maaşın % 50’si,

Büro Personeli için, yıllık 36.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla brüt maaşın % 50’si,

c. Danışmanlık Desteği : Yıllık 30.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla harcamaların %50’si,

en fazla 6 (altı) yıl süreyle karşılanmaktadır.



Reklam, Tanıtım ve Pazarlama Desteği:

Yıllık en fazla 100.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla reklam, tanıtım,  pazarlama ve halkla ilişkiler harcamalarının % 50’si en fazla 6 (altı) yıl süreyle karşılanmaktadır.



Pazar Araştırması Desteği:

Yurt dışı pazar araştırması gezilerine ilişkin giderler yılda en fazla 5 adet olmak üzere, %70 oranında ve yurt dışı pazar araştırması gezisi başına en fazla 5.000 ABD Doları karşılanmaktadır.



Yurtdışı Fuar Katılım Desteği:

Sektörel nitekli uluslararası fuar katılımlarında, m2 üzerinden öden stant kirası (ilave stand hizmetleri dâhil), tanıtım etkinlikleri, ulaşım (ekonomi sınıfı uçak) ile konaklama giderleri (oda ve kahvaltı) %50 oranında, fuar başına en fazla 15.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır.



Seminer ve Konferans Katılım Desteği:

Yurtdışında düzenlenen sektörel nitelikli uluslararası seminer ve konferanslara katılım halinde, en fazla 2 (iki) şirket çalışanının, yol, konaklama (oda ve kahvaltı) ve katılım bedelleri %50 oranında, organizasyon başına en fazla 5.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır.



Teknik Müşavirlik ve Teknik Müşavirlik Heyet Programı Desteği:

Müteahhitlik ve teknik müşavirlik heyeti programları kapsamında; her bir firmadan 2 (iki) temsilcinin ulaşım ve konaklama giderleri %50 oranında karşılanmaktadır. Bakanlık tarafından hedef ülkelere yönelik organize edilen teknik müşavirlik heyeti programlarında destek oranı %90 olarak uygulanmaktadır.



Yurtdışı Eğitim Desteği:

Firmaların teknik personelinin yurt dışı teknik eğitim programlarına katılımı halinde, program başına 2 (iki) çalışanın yol, konaklama ve katılım giderleri %50 oranında, yıllık en fazla 50.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır.



Yazılım Desteği:

Bilgisayarlı tasarım kapsamında satın alınan veya kiralanan yazılım ürünlerinin lisanslarına ilişkin harcamalar %50 oranında, yıllık en fazla 50.000 ABD Doları desteklenmektedir.



Mesleki Sorumluluk Sigortası Desteği:

Yurtdışında üstlenileni teknik müşavirlik projeleri kapsamındaki mesleki sorumluluk sigortası yükümlülüklerinden kaynaklanan poliçe alım giderleri %50 oranında, yıllık en fazla 50.000 ABD Doları desteklenmektedir.



Uluslararası Mesleki Yarışmalara Katılım Desteği:

Uluslararası mesleki yarışmalara katılımlar yol, konaklama (oda ve kahvaltı), katılım bedeli, dosya satın alma, yer görme bedeli giderleri %50 oranında, organizasyon başına azami 10.000 ABD Doları

desteklenmektedir.



SEKTÖR ÖRGÜTLERİNE SAĞLANAN DESTEKLER

Reklam, Tanıtım ve Pazarlama Desteği:

Yıllık en fazla 100.000 ABD Dolarını aşmamak kaydıyla reklam, tanıtım,  pazarlama ve halkla ilişkiler harcamalarının % 50’si karşılanmaktadır.



Yurtdışı Fuar Katılım Desteği:

Sektörel nitelikli uluslararası fuar katılımlarında, m2 üzerinden öden stant kirası (ilave stand hizmetleri dahil), tanıtım etkinlikleri, ulaşım (ekonomi sınıfı uçak) ile konaklama giderleri (oda ve kahvaltı) %50 oranında, fuar başına en fazla 15.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır.



Yurtdışı Fuar Organizasyonu Desteği:



Yurt dışında düzenlenen sektörel nitelikli uluslararası fuarlara milli katılımlarda;

a)            Salon kirası, sergi ve teknik altyapı kurulmasına ilişkin harcamalar, kokteyl ve/veya yemekli toplantılara ilişkin giderler %90 oranında, her bir organizasyon için en fazla 100.000 ABD Doları,

b)           Tanıtım filmi, broşür, kitapçık, elektronik ortamda tanıtım/videowall, reklam panoları veya afiş biçimindeki tanıtım etkinlikleri ile yurt dışı yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarında yayınlanan reklamlara ilişkin harcamalar %90 oranında, fuar organizasyonu başına en fazla 70.000 ABD Doları ve

c)            Söz konusu organizasyonlara panelist, konuşmacı vb. olarak davet edilen katılımcıların yol (uçak bileti ve transfer) ve konaklama giderlerinin tamamı organizasyon başına en fazla 20.000 ABD Doları desteklenmektedir.



Seminer ve Konferans Katılım Desteği:

Yurtdışında düzenlenen sektörel nitelikli uluslararası seminer ve konferanslara katılım halinde, en fazla 2 (iki) şirket çalışanının, yol, konaklama (oda ve kahvaltı) ve katılım bedelleri %50 oranında, organizasyon başına en fazla 5.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır.



Seminer ve Konferans Organizasyonu Desteği:

a)            Seminer veya konferans faaliyetleri kapsamında salon kirası, sergi ve teknik altyapı kurulmasına ilişkin harcamalar, kokteyl ve/veya yemekli toplantılarına ilişkin giderler %70 oranında (yurtdışı organizasyonlarda %90), her bir organizasyon için en fazla 100.000 ABD Doları,

b)           Tanıtım filmi, broşür, kitapçık, elektronik ortamda tanıtım/videowall, reklam panoları veya afiş biçimindeki tanıtım etkinlikleri ile yurt dışı yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarında yayınlanan reklam vb. tanıtım faaliyetlerine ilişkin harcamalar %70 oranında (yurtdışı organizasyonlarda %90),  organizasyon başına en fazla 70.000 ABD Doları ve

c)            Söz konusu organizasyonlara panelist, konuşmacı vb. olarak davet edilen katılımcıların yol (uçak bileti ve transfer) ve konaklama giderlerinin tamamı organizasyon başına en fazla 20.000 ABD Doları

desteklenmektedir.



Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik Heyet Programı Desteği:

Bir müteahhitlik ve teknik müşavirlik heyeti programı kapsamında organizasyonu yapan Kuruluştan ve 2 (iki) temsilcinin ulaşım ve konaklama giderleri ile programın reklam, pazarlama, danışmanlık, tanıtım ve organizasyon giderleri %50 oranında program başına 150.000 ABD Dolarına kadar karşılanmaktadır. Bakanlık tarafından hedef ülkelere yönelik organize edilen müteahhitlik ve teknik müşavirlik heyeti programlarında destek oranı %90 olarak uygulanmaktadır.

EKONOMİ BAKANLIĞI – YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

SIK  SORULAN  SORULAR



Yatırım Teşvik Belgesi (YTB) nedir?

YTB, yatırımın karakteristik değerlerini ihtiva eden, yatırımın belirlenen asgari şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi halinde üzerinde kayıtlı destek unsurlarından istifade imkanı sağlayan, Karar’ın amaçları doğrultusunda gerçekleştirilecek yatırımlar için düzenlenen bir belgedir.



Kimler Yatırım Teşvik Belgesi alabilir?

Gerçek kişiler, adi ortaklıklar, sermaye şirketleri, kooperatifler, iş ortaklıkları,

Kamu kurum ve kuruluşları,

Kamu kuruluşu niteliğindeki meslek kuruluşları,

Dernekler ve vakıflar,

Yurt dışındaki yabancı şirketlerin Türkiye’deki şubeleri



Yatırım Teşvik Belgesi alabilmek için nereye müracaat edebilirim?

Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğüne veya Genel Teşvik Uygulamaları kapsamında yer alan, sabit yatırım tutarı 10 Milyon TL’yi aşmayan ve Tebliğle belirlenen yatırım konuları için tercihe bağlı olarak yatırımın yapılacağı yerdeki Kalkınma Ajansları veya Sanayi Odalarına (yerel birimler)



Yatırım teşviklerinden nasıl faydalanabilirim?

Teşvik Kararı (bundan böyle “Karar” olarak anılacaktır) ile belirlenen yatırım teşviklerinden faydalanabilmek için desteklenen konularda yatırım yapılması ve yapılacak bu yatırım için Bakanlığımızca düzenlenmiş/onaylanmış yatırım teşvik belgesine (YTB) sahip olunması gerekmektedir. YTB düzenlenmemiş yatırımların teşvik tedbirlerinden faydalanması mümkün bulunmamaktadır.



Mevcut tesisim için teşviklerden faydalanabilir miyim?

Daha önce yapılmış mevcut yatırımlar için veya mevcut istihdam için yatırım teşviklerinden faydalanılamaz. Mevcut tesise ilave yatırım yapılacak olması ve bu yatırım için YTB alınması halinde yatırım teşviklerinden faydalanılabilir.



Yatırım Teşvik Belgesi alabilmek için aranan belgeler nelerdir?

Teşvik belgesi düzenlenebilmesi için yapılacak müracaatlarda aşağıda belirtilen belgeler aranır:

Yatırımcıyı temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişilerce imzalı müracaat dilekçesi.

Yatırımcıyı temsil ve ilzama yetkili kişilere ait noter tasdikli imza sirküleri veya kamu kurumları, şahıs şirketleri ve gerçek kişiler için imza beyannamesi.Her sayfası yatırımcıyı temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişilerce imzalı ve kaşeli yatırım bilgi formu, taahhütname ve makine-teçhizat listeleri.

Bakanlığa yapılacak müracaatlarda, dörtyüz Türk Lirası tutarındaki meblağın Bakanlık Döner Sermaye İşletmesine ait hesaba yatırıldığına dair belge; yerel birimlere yapılacak müracaatlarda, yukarıda belirtilen meblağın yüz Türk Lirası tutarındaki kısmının ilgili yerel birim hesabına yatırıldığını gösterir belge ile bakiye kısmının Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi hesabına yatırıldığına dair belge,

Firmanın ortaklık yapısı, sermaye miktarı ve faaliyet konuları açısından nihai durumunu gösterir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi veya Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Gazetesi aslı veya noterden veya sicil merciinden tasdikli örneği.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak müracaatlar hariç olmak üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca Türkiye genelinde Sosyal Güvenlik Kurumuna muaccel olmuş prim ve idari para cezası borçlarının bulunmadığına veya tecil ve taksitlendirildiğine ya da yapılandırıldığına ve yapılandırmanın bozulmadığına dair Sosyal Güvenlik Kurumunun ilgili birimlerinden alınacak yazı veya Kurumun elektronik bilgi iletişim ortamından alınacak barkodlu çıktı.

2872 sayılı Çevre Kanununa istinaden, sadece ÇED Yönetmeliği eki listelerde yer alan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı” şartı aranması gereken yatırım konuları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan Karar veya Karara ilişkin yazı.

Yatırımın Karakteristiğine Bağlı Olarak Teşvik Belgesi Talebinde Bulunulmadan Önce İlgili Mevzuatı Gereği Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarından Alınması Gereken Bilgi ve Belgeler.

Stratejik yatırımlar için ayrıca, yatırım yapılacak konu ile ilgili olarak Karar’ın 8 inci maddesinde belirtilen kriterler ile ilgili teknik, mali ve sektörel analiz ve hesaplamaları içeren fizibilite raporu.



Hangi yatırımlar Stratejik Yatırımların Teşviki Uygulamaları kapsamında desteklenmektedir?

Stratejik yatırımlar, cari açığın azaltılması amacıyla ithalat bağımlılığı yüksek ürünlerin üretimine yönelik, uluslararası rekabet gücümüzü artırma potansiyeline sahip stratejik önemi haiz yatırımlardır. Stratejik yatırım konularının belirlenmesine yönelik farklı bir yaklaşım geliştirilmiş olup, yatırım konusu liste yerine uygulama amacı doğrultusunda kriterler belirlenmiş ve bu kriterlerin tamamını sağlayan yatırım konuları stratejik yatırım olarak kabul edilmiştir.



Stratejik Yatırımlar için belirlenen kriterler nelerdir?

Aşağıdaki kriterlerin tamamını birlikte sağlayan yatırımlar stratejik yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında desteklenmektedir.

İthalat bağımlılığı yüksek ara malı veya ürünlerin üretimine yönelik olarak;

Asgari sabit yatırım tutarı 50 milyon TL olan,

Yatırım konusu üretimle ilgili yurt içi üretim kapasitesi aynı ürünün ithalatından az olan,

Yatırımla sağlanan asgari katma değeri %40 olan (rafineri ve petrokimya yatırımlarında bu kriter aranmaz),

Üretilecek ürünle ilgili toplam ithalat değeri son 1 yıl itibariyle en az 50 Milyon $ olan (yurt içi üretimi olmayan ürünlerde bu şart aranmayacaktır)

imalat sanayi yatırımları

stratejik yatırım olarak kabul edilmektedir.



%40 asgari katma değer kriteri için nasıl bir hesap yöntemi kullanılacaktır?

Stratejik yatırım kapsamında üretilecek ürüne ilişkin katma değer hesaplaması Tebliğ eki EK-10’da belirtilen esaslar çerçevesinde yapılacaktır. Yatırım sonucu üretilecek ürün için, toplam ürün satış tutarından toplam ürün girdi maliyetleri çıkartılarak, çıkan sonucun toplam ürün girdi maliyetlerine bölünüp yüzle çarpılması suretiyle katma değer oranı bulunmaktadır.



Arz açığına yönelik nasıl bir hesaplama yöntemi kullanılacaktır?

Teşvik belgesine konu yatırımda üretilecek ürün ile ilgili yurt içi toplam üretim kapasitesinin, aynı ürünün ithalatından az olması gerekmektedir. Yurt içi üretim kapasitesi ve ithalat bilgilerine firma tarafından hazırlanacak olan fizibilite raporunda yer verilmelidir. Bu bilgiler, Bakanlığımızca ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilecektir.



Hizmetler sektörüne yönelik yatırımlar stratejik yatırım olarak değerlendirilebilir mi?

Hizmetler sektörüne yönelik yatırımlar, stratejik yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında değerlendirilmemektedir.



Elektrik üretimine yönelik enerji yatırımları stratejik yatırım olarak değerlendirilebilir mi?

Elektrik üretimine yönelik enerji yatırımları, stratejik yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak, stratejik yatırımın kendi ihtiyacını karşılamak üzere yapılacak doğal gaza dayalı olmayan enerji üretimi yatırımı, stratejik yatırım içerisinde kabul edilecektir.



Sabit yatırım tutarı hangi harcama kalemlerinden oluşur? Sabit yatırım tutarı için belirlenmiş asgari bir tutar var mıdır?

Sabit yatırım tutarı arazi-arsa, bina-inşaat, makine ve teçhizat ile diğer yatırım (yardımcı makine ve teçhizatlar, ithalat ve gümrükleme giderleri, taşıma, sigorta ve montaj giderleri, etüt ve proje giderleri vb.) harcaması kalemlerinden oluşmaktadır.

Asgari sabit yatırım tutarı, teşvik uygulamalarına ve bölgelere göre farklılık göstermektedir:

Genel Teşvik Sistemi’nde asgari sabit yatırım tutarı;

1. ve 2. Bölgelerde 1 Milyon TL

3., 4., 5. ve 6. Bölgelerde 500 Bin TL’dir.

Büyük Ölçekli Yatırımlar için asgari sabit yatırım tutarı yatırım konusuna göre farklılık göstermekle birlikte, asgari 50 Milyon TL olarak belirlenmiştir.

Stratejik Yatırımlar için belirlenen asgari sabit yatırım tutarı 50 Milyon TL’dir.

Bölgesel Teşvik Uygulamaları için ise 500.000 TL’den başlamak üzere desteklenen her bir sektör ve her bir il için ayrı ayrı belirlenmiştir. Bazı sektörlerde (turizm, hayvancılık vb.) asgari sabit yatırım tutarı haricinde asgari kapasite şartı da bulunmaktadır.



Yatırım kapsamında taşıt araçları teşvik edilmekte midir?

Sağlık ve belediye hizmetlerinde kullanılan araçlar, trafiğe çıkamayacak nitelikte olup apron veya limanda kullanılan araçlar ile madencilik ve hazır beton yatırımlarında kullanılan araçlar hariç olmak üzere karayolu nakil vasıtaları ve binek araçları Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında değerlendirilmemektedir.



Gümrük Vergisi Muafiyeti desteğinin uygulanmasına yönelik istisnalar var mıdır?

Otobüs, çekici (Euro normlarına uygun yeşil motoru haiz olanlar hariç), mobilya, motorbot, kamyon (off-road truck tipi karayoluna çıkması mümkün olmayan kaya tipi damperli kamyonlar hariç), transmikser, beton santrali, forklift ve beton pompası gümrük vergisi muafiyetinden faydalanamaz. Ayrıca, makine ve teçhizat bedelinin yüzde beşine kadar yedek parça, gümrük vergisi muafiyeti sağlanmaksızın ithal edilerek sabit yatırım tutarına dahil edilebilir.



Öncelikli yatırım konuları nelerdir ?

Aşağıda belirtilen yatırım konularının 1., 2., 3., 4. ve 5. Bölgelerde yapılması durumunda 5. Bölge için sağlanan bölgesel desteklerden, 6. bölgede yapılması durumunda ise kendi bölgesinin desteklerinden yararlanabilecektir.

Denizyolu ile yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar.

Özel sektör tarafından yapılacak şehirlerarası yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik demiryolu yatırımları ile şehir içi yük taşımacılığına yönelik demiryolu yatırımları.

Test merkezleri, rüzgar tüneli ve bu mahiyetteki yatırımlar (otomotiv, uzay veya savunma sanayine yönelik olanlar).

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde veya termal turizm konusunda bölgesel desteklerden  yararlanabilecek nitelikteki turizm konaklama yatırımları.

Asgari   ellibin   metrekare   kapalı   alana   sahip   uluslararası   fuar   yatırımları (konaklama ve alışveriş merkezi üniteleri hariç).

Savunma Sanayii Müsteşarlığından alınacak proje onayına istinaden gerçekleştirilecek savunma alanındaki yatırımlar.

Maden istihraç yatırımları ve/veya maden işleme yatırımları (4/6/1985 tarihli ve 3213  sayılı  Maden  Kanununda  tanımlanan  I.  grup  madenler  ve  mıcır  yatırımları  ile İstanbul ilinde gerçekleştirilecek istihraç ve/veya işleme yatırımları hariç).

Özel sektör  tarafından  gerçekleştirilecek  olan kreş  ve  gündüz  bakım  evleri  ile  okul  öncesi  eğitim,  ilkokul,  ortaokul  ve  lise  eğitim yatırımları.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen AR-GE projeleri neticesinde geliştirilen ürünlerin veya parçaların üretimine yönelik yatırımlar.

Motorlu kara taşıtları ana sanayinde gerçekleştirilecek asgari 300 milyon TL tutarındaki yatırımlar ve asgari 75 milyon TL tutarındaki motor yatırımları  ile  asgari  20  milyon  TL  tutarındaki  motor  aksamları,  aktarma  organları/aksamları ve otomotiv elektroniğine yönelik yatırımlar.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen  geçerli  bir  maden  işletme  ruhsatı  ve  izni  kapsamında  3213  sayılı  Maden Kanununun 2 nci maddesinin 4-b grubunda yer alan madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretimi yatırımları.

Ek4’te yer alan “Teşvik Edilmeyecek Yatırımlar” hariç olmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının vereceği proje onayına istinaden, yıllık asgari 500 TEP (ton eşdeğeri petrol) enerji tüketimi olan mevcut imalat sanayi tesislerinde  gerçekleştirilecek,  birim  ürün  başına  en  az  %20  oranında  enerji  tasarrufu sağlayan  ve  yatırım  geri  dönüş  süresi  azami  5  yıl  olan  enerji  verimliliğine  yönelik yatırımlar.

Atık ısı kaynaklı olarak, bir tesisteki atık ısıdan geri kazanım yolu ile elektrik üretimine yönelik yatırımlar (doğal gaza dayalı elektrik üretim tesisleri hariç).

Asgari 50 milyon TL tutarındaki, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yatırımları ve yer altı doğal gaz depolama yatırımları.

Karbon elyaf üretimine veya karbon elyaf üretimi ile birlikte olmak kaydıyla karbon elyaftan mamul kompozit malzeme üretimine yönelik yatırımlar.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) teknoloji yoğunluk tanımına göre yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar (US-97 Kodu: 2423, 30, 32, 33 ve 353).

Maden Kanununa istinaden düzenlenmiş geçerli Arama Ruhsatı veya Sertifikasına sahip yatırımcıların ruhsatlı sahalarında yapacağı maden arama yatırımları.

Bu yatırımlar, 5. Bölge desteklerinden yararlanmakla birlikte, asgari kapasite ve asgari sabit yatırım tutarı açısında yatırımın yapıldığı bölge şartlarına tabidirler.



Yeni Teşvik Sisteminde kümelenmeye yönelik yatırımlar nelerdir ve hangi ayrıcalıklar sağlanmaktadır?

Organize sanayi bölgelerinde (OSB) gerçekleştirilecek yatırımlar ve

Aynı sektörde faaliyet gösteren en az 5 gerçek veya tüzel kişinin ortağı olduğu yatırımcı tarafından gerçekleştirilecek ve ortak faaliyet gösterilen alanda entegrasyonu sağlayacak yatırımlar

bu kapsamda olup, Vergi İndirimi ve Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği açısından bir alt bölgede uygulanan oran ve sürelerde sözkonusu desteklerden yararlanırlar.



5. Bölge desteği sağlanan öncelikli yatırım konularında yapacağımız yatırımı OSB’de yapmamız halinde, OSB’lerde yapılan yatırımlara sağlanan ilave desteklerden de faydalanabilecek miyiz?

Öncelikli yatırım konuları arasında sayılan yatırımların OSB’lerde yapılması halinde herhangi bir ayrıcalık sağlanması söz konusu değildir. Ancak bu yatırımların, 5. Bölgedeki OSB’lerde yapılmaları halinde 6. bölgede uygulanan oran ve sürelerde vergi indirimi ve sigorta primi işveren hissesi desteği sağlanabilecektir.



Yatırımımızı OSB’de yapmamız halinde, asgari sabit yatırım tutarı da bir alt bölge için belirlenmiş olan tutar mı olacak?

Büyük ölçekli yatırımlar veya bölgesel teşvik uygulamaları kapsamındaki bir yatırımın OSB’de yapılması halinde, sigorta pirimi işveren hissesi desteği ve vergi indirimi bir alt bölgede geçerli oran ve sürelerde sağlanacak olup, asgari sabit yatırım tutarı da dahil olmak üzere diğer hususlarda yatırımın bulunduğu bölge için belirlenmiş olan şartlar geçerli olacaktır.



Genel teşvik sistemi kapsamına giren yatırımımızı OSB’de yapmamız halinde ilave bir destek alabilir miyiz?

Hayır, OSB’de gerçekleştirilen yatırımlara bir alt bölge desteği sağlanmasına ilişkin uygulama sadece büyük ölçekli yatırımlar veya bölgesel teşvik uygulamaları kapsamındaki yatırımlara yöneliktir.



Teşvik Sistemi’nde gemi inşa yatırımları için özel destekler var mıdır?

Tersanelerin inşa edecekleri gemiler genel teşvik uygulamaları kapsamında değerlendirilmektedir. Bu çerçevede sağlanan KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyetine ilave olarak, tamamlama vizesi şartı aranmaksızın belge konusu geminin yapımında istihdam edilen işçiler için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmı yatırıma başlama tarihinden itibaren en fazla on sekiz ay süreyle Bakanlık bütçesinden karşılanır. Yat, yüzer tesis ve deniz araçlarının inşasına yönelik yatırımlar da bu kapsamda değerlendirilir.

Denizyolu ile yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar ise 5. bölge desteklerinden yararlanabilmektedir.



Teşvik Sistemi’nde teşvik edilmeyen yatırım konuları nelerdir?

Teşvik edilmeyen yatırım konuları Karar’ın eki EK-4’te listelenmiştir.



Yatırımımızı teşvik belgesinde öngörülen sürede tamamlayamamamız halinde ek süre alınabilir mi?

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki yatırımların Belgede öngörülen sürede gerçekleştirilmesi esastır. Yatırımın öngörülen sürede gerçekleştirilememesi hâlinde, teşvik belgesinde kayıtlı ilk sürenin yarısı kadar ek süre verilebilir.



Yatırım projemiz için diğer bir Kamu Kuruluşundan destek almaktayız. Bu proje için Yatırım Teşvik Belgesi alabilir miyiz?

Yeni teşvik sistemi kapsamındaki destek unsurlarından yararlanan yatırım harcamaları, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının desteklerinden yararlanamaz. Diğer kurumlardan destek alan yatırım harcamaları için de Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenmez.



1 Ocak 2012 tarihinden önce aldığımız Yatırım Teşvik Belgesi ile Yeni Teşvik Sisteminden faydalanabilir miyiz?

Yeni teşvik sistemine ilişkin mevzuatın yayımı tarihinden önce düzenlenen teşvik belgeleri yeni teşvik sisteminden faydalanamamaktadır. Ancak, 2009/15199 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden 1/1/2012 tarihinden yeni teşvik sistemine ilişkin mevzuatın yayımı tarihine kadar geçen dönemde yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgeleri, talep edilmesi halinde yeni teşvik sistemi ile lehe gelen hükümlerden yararlanabilecektir.



Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında temin etmeyi düşündüğümüz makine ve teçhizatları finansal kiralama yoluyla almayı düşünüyoruz. Bu durumda yeni teşviklerden yararlanabilir miyiz?

Teşvik belgesi kapsamı makine ve teçhizatın tamamının veya bir kısmının finansal kiralama yolu ile temini mümkündür. Ancak, finansal kiralama yöntemiyle yapılacak yatırımlarda finansal kiralamaya konu makine ve teçhizat toplam tutarının, her bir finansal kiralama şirketi için asgarî iki yüz bin Türk Lirası olması gerekir.



Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında kullanılmış makine ve teçhizat temin edebilir miyiz?

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında kullanılmış yerli makine ve teçhizat temin edilemez. Ancak, İthalat Rejimi Kararı uyarınca yayımlanan “Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Olarak İthal Edilebilecek Bazı Maddelere İlişkin Tebliğ” hükümleri uyarınca ithali mümkün olan kullanılmış ithal makine ve teçhizat (karayolu nakil vasıtaları hariç) ile İthalat Rejimi Kararının 7 nci maddesi uyarınca ithaline izin verilen kullanılmış ithal makine ve teçhizat teşvik belgesi kapsamında ithal edilebilir.



Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yurt dışından kullanılmış komple tesis ithal edebilir miyiz?

Sektörel kısıtlamalar göz önüne alınarak proje bazında yapılacak değerlendirme neticesinde kullanılmış komple tesisin Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında ithali uygun görebilir.



Yatırım harcamamızın asgari sabit yatırım tutarı altında kalması halinde yapılacak işlem nedir?

Asgari sabit yatırım tutarı da dahil olmak üzere, teşvik belgesindeki kayıt ve koşulları yerine getirmeyen yatırımcıların teşvik belgeleri iptal edilebilir. Bu durumda sağlanan destekler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yatırımcıdan geri alınır.



Yatırımın tamamlama vizesini yaptıktan sonra satışı halinde faydalanılan destekler geri alınır mı?

Yatırım tamamlama vizesi yapılmış teşvik belgesi kapsamındaki makine ve teçhizatın, devir, satış, ihraç veya kiralanması, söz konusu yatırım mallarının teminini müteakip beş yılı doldurmuş olması hâlinde serbesttir. Tamamlama vizesi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın beş yılını doldurmamış makine ve teçhizatın yatırımın bütünlüğünün bozulmaması kaydıyla veya bütünü ile birlikte; teşvik belgeli bir başka yatırım için devri, teşvik belgesi olmayan bir başka yatırımcıya satışı, ihracı veya kiralanması Bakanlığın iznine tabidir.



Yatırımın tamamlama vizesini yaptıktan sonra yatırımı başka bölgelere taşıyabilir miyiz?

Büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında gerçekleştirilen yatırımların, işletmeye geçiş tarihinden itibaren asgarî beş yıl süre ile bulunduğu bölgede faaliyette bulunması gerekir. Ancak, Bakanlıktan izin alınması ve yatırım konusunun taşınılacak bölgede desteklenecek konular arasında yer alması kaydıyla diğer bölgelere taşınılabilir. Bu durumda, bulunduğu bölgeden daha az destek alan üst bölgelere, aynı bölgede bulunan OSB’den OSB dışına veya ilgili yatırım konusunun desteklenmediği bölgelere taşınmalarda, taşındığı bölgenin yararlandığı desteği aşan kısım ile taşındığı bölgede bulunmayan destekler ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır.

İşletmeye geçiş tarihinden itibaren beş yıl süre ile bulunduğu bölgede faaliyette bulunan yatırımların ise diğer bölgelere taşınması serbesttir.



Teşvik belgesi aldıktan sonra yatırıma başlamış sayılabilmemiz için ne yapmalıyız?

Yatırıma başlanıldığının kabul edilebilmesi için, yatırımın başlangıç tarihinden sonra arazi-arsa, altyapı, bina-inşaat, makine ve teçhizat (avans ve ön ödemeler dahil) ile diğer yatırım harcamalarına yönelik olarak teşvik belgesinin ilk düzenlendiği tarihteki sabit yatırım tutarı esas alınmak üzere, sabit yatırım tutarının en az yüzde onu oranında (sabit yatırım tutarı ellimilyon Türk Lirasının üzerindeki yatırımlar için en az beşmilyon Türk Lirası) harcama yapılması gerekmektedir.



Aynı il içerisinde yer alan iki ayrı tesisimiz için gerçekleştirmeyi planladığımız yatırımlarımız için tek bir YTB alabilir miyiz?

YTB kapsamı yatırımın altyapı bütünlüğü sağlayacak şekilde projelendirilmesi gerekmektedir. Ancak, aynı organize sanayi bölgesinde aynı yatırımcıya ait iki ayrı tesiste yapılacak yatırımlar için tek bir YTB düzenlenebilmektedir.

HABERLEŞME KÜLTÜRÜ

Değerli piyanist sanatçımız Fazıl Say, bir konserinde cep telefonu ile konuşan bir dinleyiciyi azarlamış ve bu birçok gazetede haber olmuştu. Benzer olaylar birçok toplumsal etkinlikte gerçekleşirken, buna meydan vermemek için toplantı başlangıcında açılışı yapanlar katılımcılardan cep telefonlarını kapatmalarını rica ediyorlardı. Geçtiğimiz aylarda New York Şehir Meclisi aldığı bir kararla konser, sinema, tiyatro, konferans gibi aktivitelerde cep telefonunu açık tutanlara karşı yasak kararı aldı. Cezası ise 50 dolar. Bu ceza müze, kütüphane ve sanat galerinde de geçerli.

Ülkemizde de cep telefonu kullanımı yagınlaşmasına rağmen Avrupa istatistiklerine baktığımızda çok geride kaldığımızı görebiliriz. Ancak istatistikler böyle söylese de büyük şehirlerdeki görünüm daha farklı. Her yerde her şekilde elindeki telefon ile konuşan, otomobil kullanan insanlara rastladığımızda bunu kanıksamış olduğumuzu düşünüyoruz. Telefonun iş hayatında çok önemli yeri olmasına karşın, İnternet zamanı daha kısıtlı olanlar için daha effektif kullanılan bir iletişim olanağı. Örneğin birisini bir etkinliğe davet etmek istediğinizde o kişiye telefon ile ulaştığınızda o anda sizle rahat konuşup konuşmadığını bilmeden  konuşmak zorunda kalıyorsunuz, oysa e-mail mesajında böyle bir sorun yok, kişi ne zaman uygunsa o anda okuyup size cevap verebiliyor. Günümüzde iletişim sistemlerini etkili kullanmak ayrı bir uzmanlık alanı olmaya başladı. Ancak çok profesyonel kurumlar telefon ile konuşma kurallarını personeline öğretiyor. Yine çok profesyonel kurumlar elektronik posta kullanımı için kurallar ve şablonlar oluşturuyor. Birçok yeni teknoloji her yerde her zaman kesintisiz iletişim olanaklarından bahsediyor, ancak iletişim kalitesi ve verimliliğinden bahsetmek için daha çok yol almak gerekiyor.

Örneğin sinemada film seyrederken cep telefonunuz titreşim modunda bile olsa sizi arayan kişiye cevap vermek zorunda kaldığınızda, nerde olduğunuzu sormadan size hayat hikayesini anlatmaya başlıyorsa  New York Meclisi’nin kararını saygıyla karşılayıp ülkemizde de benzer cezayı kabul edin. Oysa daha basit yöntem belki de hem cep telefonu üreticilerinin hem de operatörlerin ambalaja ve faturalarına şöyle bir ibare koymaları belki işimizi kolaylaştıracaktır. “Lütfen arama yapacağınız kişi için zamanın ve yerin uygun olup olmadığına dikkat ediniz, çünkü bu numaralar kişiye özeldir.”

Daha tehlikeli uygulamalar ise cep telefonları ile resim çekme ve gönderme teknolojilerinde yaşanıyor. Sokakta yürüyen bir vatandaşın kısa etekli bir bayanın bacaklarını çaktırmadan kaydedip arkadaşına gönderdiğini, yada bir tekstil mağazasında elbise deneme kulubülerinde siz soyunurken başka birinin sizi gizlice görüntülediğini düşündüğünüzde, iletişim araçlarının  kötü kullanılarak kişisel özgürlüklere zarar verdiğini düşünebilirsiniz. Gerek bu teknolojilerin tanıtım reklamlarında, gerekse kullanım kılavuzlarında bu türde davranışları engelleyebilecek ikazların belirtilmesini teminen,  tüketici yasalarında gerekli değişikliklerin yapılması gerekir.

SADIK MÜŞTERİ KARLILIĞI

Günümüzde kurumlar mevcut müşterilerini rakiplere kaybetmemek için her gün yeni yollar arıyorlar. Oysa bazı kurumlar ise olan müşterilerini nerde ise kaçırmak için, ellerinden geleni yapıyorlar. Yapılan araştırmalar; yeni müşteriye satış yapmanın maliyetinin, eski müşteriye satış yapmaktan beş kat daha pahalıya mal olduğunu gösteriyor.

Müşterinin sadakati kendi kişiliğinden değil, aldığı hizmet ve ürünlerin, beklentisini sürekli aynı seviyede karşılamasından kaynaklanıyor. Alıcı için de yeni ürün ve hizmetler araştırmak,  bazen zevkli olsa da, zaman ve para kaybettirmektedir. Aslında çoğunlukla alıcılar sadık müşteri konumunda aynı yerden alışveriş yapmayı tercih ediyorlar. Önceki deneyimlerinden edindikleri güven duygusuna bağlı olarak, ürün ve hizmet seçerken daha az dikkatli olup daha çabuk karar veriyorlar. Karar süresinin hızı ve seçimdeki kriterler azaldıkça, alış ve satışın maliyeti düşmektedir. Günümüzde pazarlama uzmanları tüm bu kriterleri gözönüne alarak müşteri sadakatini arttırmak ve müşteriyi bağımlı kılabilmek için çeşitli yöntemlere başvuruyorlar. Özellikle herkes kendisine farklı davranılmasını beklemektedir. Farklı davranabilmek için, satıcıların müşteri alışkanlıklarını  ve beklentilerini iyi biliyor olmaları gerekir. Müşteriyi kendi yerine koymak ise satıcı için en önemli unsurlardan biridir. Müşterinin içinde bulunduğu maddi ve manevi şartları düşünerek, alınacak ürün veya hizmetin faydalarını onlar adına düşünüp kara vermeye yardımcı olmak, en önemli satıcı yeteneklerinden biridir. Müşteriyi elde tutmanın diğer bir yolu ise sürekli değişimi uygulayarak müşterinin bir adım önünde olmaktır. Değişimi müşterisine sunamayan kurumları, müşteri değiştirmektedir. Bazı sektörlerde değişim daha az ve uzun vadede beklenirken, tekstil ve teknoloji gibi alanlarda değişim 3 er aylık periyodlara kadar inmektedir. 

Teknoloji şirketlere müşteri davranışlarını takip edebilmek için birçok kolaylık sağlıyor. Örneğin, tüm alışveriş alışkanlıklarını artık büyük bir veritabanında bilgisayar üzerinden takip edebilmek, 5 yıl öncesine göre çok daha uygun fiyatlara edinebileceğiniz bir sistem olmuştur. Hatta küçük marketler bile artık barkod sistemi ile fişlerdeki satırları ayrı ayrı muhafaza ederek gün ve kişilere göre tasnif edebilmektedir. Önemli olan bu verileri toparladıktan sonra doğru değerlendirip, uygun uygulamaları hayata geçirmektir. Çoğu kez işe yeni başlayanlara deneyimli olan iş adamları şöyle söyler:’’ İşin başında durmaz isen, iş yapamazsın.!’’ Aslında çok doğru bir sözdür, ancak zincir mağazalar kuran bir patron işin başında nasıl duracaktır? İşte bu konuda yardıma teknoloji yetişmektedir.Teknoloji ise rakiplere şöyle söylemektedir: ‘’İşin başında müşteri davranışlarını takip edemezsen is yapamazsın!’’

Günümüzde müşteri bilgisine sahip olmak en büyük öz sermaye olarak şirketlerin varlığını temsil etmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde bunun farkına varmayan binlerce kuruluş var. Zaten kurumları farklı hale getiren de müşterilerine davranış biçimi ve onları yönetiş biçimi olmaktadır.

YARININ İŞ OLANAKLARI

2004 yılı ülkemiz iş hayatı için bazı yeni alanlar açacak. Öncelikle Avrupa Birliği’ne giriş için bir tarih verilmesi sürecinde yabancı yatırımcılar Avrupa’nın en büyük pazarlarından birine yatırım yapmak için kolları sıvayacaklar. Özellikle genç nufus oranının yüksek olması birçok iş alanında ülkemize avantajlar sağlamaktadır.  Daha şimdiden birçok teknoloji şirketi küresel çağrı merkezlerini ülkemizde kurmaya başladılar. Ülkemiz insanı yabancı lisan öğrenme ve kullanma açısından birçok gelişmiş Avrupa ülkesinden daha önde geliyor. Bu özellik, uluslararası hizmet verme açısından ülkemizi şanslı hale getiriyor.

2004 yılı sonlarına doğru ülkemizde gerek Telekom, gerekse Enerji sektöründe serbestleşme tamamlanıyor. Tekel olan birçok ürün ve hizmet serbest rekabet ortamına açılıyor. Böylece daha kaliteli hizmet ve ürünleri daha ucuza alırken, ortaya çıkacak rekabet ortamı bu kurumların teknoloji ve verimliliğe daha fazla önem vermesini sağlayacaktır. Birçok küçük işletme gelişen iletişim olanakları sayesinde küresel pazarlarda iş yapmağa başlayacak ve yaratıcı iş adamları ülkenin çeşitli yörelerinde yeni istihdam olanakları yaratacaktır. Bugün her işe soyunan dev Holding şirketleri ise uzmanlaşamadıkları birçok iş alanından çıkarak işi daha küçük ölçekli uzman firmalara bırakacaktır. Sektörel ve çözüm bazında uzmanlaşmanın artması ise ülkede dışkaynak kullanım oranını arttıracak, şirketler çekirdek işlerine odaklanarak kişi başına daha fazla gelir üretmeye başlayacaklar.

Ülkemiz gençleri için bugünden başlayarak ikinci bir lisanı hızla öğrenmeleri ve belli konularda uzmanlaşmaya gitmelerini tavsiye ediyorum. Önümüzdeki dönemim en önemli iş alanları ise sırasıyla, yazılım mühendisliği, network mühendisliği, kablosuz iletişim, şifre ve güvenlik, uydu iletişimi, proje yönetimi, satış ve pazarlama, kurumsal iletişim, marka ve patent, kalite mühendiliği, iş süreçleri yönetimi, finansal analiz, denetleme ve danışmanlık, Servis yönetimi.

Gelişen iletişim olanakları ise birçok ev kadınının evden part-time çalışmasını sağlayacak iş alanları açacaktır. Örneğin eve bağlanacak bir dijital iletişim hattı ile çağrı cevaplama, telefonda satış gibi birçok alanda evden iş yapma şansı doğacaktır. Keza öğretim görevlileri artık bir okulda ders verirken diğer bir okulda Video-Konferans sistemleri ile interaktif olarak eşzamanlı eğitim verebilecekler.

Gerek eğlence gerekse eğitim sektörü artık evden yayın yapacak ortamlara kavuşacak, böylece daha az yatırımla bir çok alanda yaratıcı fikirler para kazanmaya başlayacak.

2004 yılına yaklaşırken, ülkemizde devlet bürokrasisinin İnternet sayesinde azaltıldığı ve tekellerin kalktığı bir ortama doğru yaklaşıyoruz. İthalatın ve üretimin önündeki vergi duvarları, bürokrasi engeli ne kadar çabuk kalkar ise o kadar hızlı gelişmeyi sağlayıp yeni iş olanaklarına kavuşacağız. Gelin buna inanıp sizde hızla bu değişime ayak uydurun.

YAŞAM VE TEKNOLOJİ

Şubat başında yaşadığımız firtına ve soğuk hava, bizlere teknolojiye ne kadar bağımlı yaşadığımızı tekrar hatırlattı. Istanbul’da yaşanan uzun elektrik kesintileri sonucu, kentte yaşam felç oldu. Çalışmayan trafik lambaları sonucu trafik kara teslim olmadan önce, keşmekeşe teslim oldu. Elektriğe bağlı tüm sistemler durdu. Fırınlarda ekmek çıkmadı, elektronik kapılar çalışmadı, asansörler durdu, binaların ısıtma sistemleri durdu, su pompaları çalışmayınca şehirde sular kesildi. Benzin istasyonlarında benzin pompaları çalışmadı, çoğu yerde şehir telefon şebekeleri arızalandı, cep telefonları bazı bölgelerde bir süre çalışmadı. Kısacası yaşamak için gereken bir çok unsur bir anda ortadan kalktı. Tüm bu felaketlerden etkilenmeyen birçok bina ve işyeri ise tedbirli olmanın verdiği keyfi yaşadılar. Her türlü olumsuz koşullar için hazırlıklı olan oteller, ve bazı binalar trafik haricindeki felaketlerden etkilenmedi.

Teknolojinin yaşantımıza girmesi ne kadar önemliyse, bu sistemleri yedeklemek de o kadar önemlidir. Elektrik sistemlerinden, bilgisayarlara kadar her konuda yedekli çalışmak, ve gerektiğinde bu sistemleri aksatmadan devreye sokmak kaçınılmaz olmaktadır. Son kar fırtınasında İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlemlerin dijital ortamda devam etmesi hatta Borsa’nın yükselmesi bu önlemlere güzel bir örnek teşkil etmektedir. Birçok GSM operatörünün baz istasyonlarında yedek jeneratör veya güneş paneli bulunması, bu sistemlerin kesintisiz hizmet vermesini sağlamaktadır. Istanbul’da saatlerce kar altında mahsur kalan yolcular cep telefonları sayesinde mağduriyetlerini yetkililere aktarabilmiş ve sorunlarının çözülmesini sağlamışlardır. Konya da ortaya çıkan felaket de ise yıkılan bina enkazı altında, yakınlarını arayanlar,  cep telefonları çaldırarak yön saptaması yapmışlardır.

İnsan hayatını kolaylaştırmak, hatta gerektiğinde hayati tehlikeyi önlemek, çalışma hayatını verimli hale getirmek teknolojinin en önemli getirileridir.Ancak teknolojiyi kullanırken muhtemel arızaları göze alarak, gerekli önlemleri almak daha önemlidir. Bir ameliyat odasında hasta operasyonda iken  elektrik kesildiğini düşünün, banka kartınızı otomatik para çekme makinesine taktığınızda elektrik kesilip, kartınızı ve paranızı vermediğini düşünün.

Her geçen gün çalıştığımız işyerlerinde ve yaşadığımız evlerde teknolojiye bağımlılık artmaya devam etmektedir. Yaşantımızı ve işimizi aksatmayacak önlemleri almak uzmanların işidir. Tüm sistemleri yedeklemek ise çok maliyetli bir yapı ortaya çıkarır. Bu nedenle sistemler yedeklenirken, hayati önemi olan işlemler ile olmasa da olur sistemleri birbirinden ayırmak gerekir. Artık insanların yaşadıkları ve çalıştıkları binaları seçerken, mutfak ve banyo fayanslarından önce, bina güvenlik ve yedekleme sistemlerini incelemelerinde yarar var.

Bir hafta sonunda tüm ülkede patinaj zinciri satışları artarken, jeneratör piyasasında talep patlaması oluşmuştur. Güneşli günler geldiğinde unutulacak olan bu ortamı, aklımızdan hiç çıkarmamamızı umuyorum.

ÜÇ ÜLKENİN BAŞARI ÖYKÜSÜ

Dünyada en fazla yatırım yapılan sektörlerden biri olan bilişim sektörüne 2003 yılında bir trilyondan fazla yatırım yapıldı. Kişi başına düşen yatırım oranına bakıldığında dünyada bilişime en fazla yatırım yapan ülke İsveç oldu. 2002 yılında en iyi Bilişim toplumu ödülü İsveç’e verildi. Evlerde en çok bilgisayar olan ülke olan İsveç’te bu başarının arkasında iki önemli uygulama görülmektedir:1. ARGE(Araştırma-Geliştirme) harcamalarının üçte birini kamu sektörü üstlenirken, üçte ikisini özel sektör üstlenmiştir. İsveç kişi başına en çok patent alan ülkelerden biridir. 2. Özel şirketler çalışanlarını bilgisayar sahibi yapabilmek için vergi avantajı sağlanmıştır.

İrlanda ise bilişim konusunda en iyi örneklerden bir diğeri olup, Avrupa’da satılan bilgisayarların üçte birini üretmektedir. Bunu başarabilmek için geçtiğimiz yıllarda İrlanda genç nufusunu eğitip, telekomünikasyon alt yapısını geliştirmiş, yabancı yatırımı ülkeye getirebilmek için kolaylıklar sağlamıştır. En önemlisi bilişim sektörüne devlet olarak stratejik önem vermiştir.

Teknoloji alanında en hızlı ilerlemeyi gösteren bir diğer ülke ise İsrail’dir. Bugün İsrail’de iki binden fazla yüksek teknoloji firması bulunmaktadır. Amerika ve Kanada şirketlerinden sonra dünya borsasında  en fazla işlem gören İsrail şirketleridir. Bu ülkenin geçmişte bu başarıyı yakalamak üzere neler yaptığına baktığımızda, teknolojiye odaklanılarak serbest piyasa ekonomisi ve özelleştirme ile ilgili düzenlemeleri hızla gerçekleştirmiş, öncelikle telekomünikasyon altyapısı iyileştirilmiş ve ARGE’nin desteklenmiş olduğunu görüyoruz. Ayrıca girişimci firmalara yüksek teknoloji ürün geliştirmeleri amacıyla kuluçka krediler sağlanmıştır.

Ülkemizde hala nufusumuzun % 45 i tarım alanında çalışmakta, kamu borçları GSMH’nın %80 ininden fazla tutmakta, işsiz sayımız ise ikibuçuk milyonun üzerinde seyretmektedir. Ülkemizde Bilişim sektörü uzman açığının ise, 2004 yılında 150 binin üzerinde olması beklenmektedir. Gerek ülke kalkınmasında, gerekse istihdamın arttırılmasında en az yatırımla iş olanağı sağlanabilen sektör Bilişim sektörüdür.( 35 bin dolar/kişi). Bilişim sayesinde yeni sektörler ve iş olanakları oluşup, çalışma usulleri, iş yapış biçimleri değişmekte, çalışan verimliliği artmaktadır. Artık e- Türkiye projesi için hazırlanan planların hızla eylem planına geçirilmesi, bu planların ülke kalkınması için stratejik önemi olduğunu herkesin benimsemesi gerekmektedir. Yukarki üç başarı örneğinin ortak yanları incelendiğinde, ülke telekomünikasyon alt yapısının hızla iyileştirilmesi, serbestleşme ve özelleşmenin hızla hayata geçirilmesi, ARGE faaliyetlerinin desteklenerek girişimcilere olanak sağlanması, yabancı yatırımcıya gereken kolaylıkların sağlanması, ve bireylerin bilgisayar kullanımının desteklenerek genç nufusumuzun hızla yetkinliğinin arttırılması, konularında bizim de birşeyler yapmamız gerektiği açık ve seçik ortaya çıkmaktadır. Dahi politikacı ve bürokratlar aramak yerine, başarı hikayelerini dinleyen ve aynısını uygulayan insanları göreve çağırmaya ihtiyacımız var.

KISA MESAJ INTERNETE KARŞI

Cep telefonu kullanımı yaygınlaştıkça kullanım kolaylığı sayesinde kısa mesaj kullanımı da hızla artmaktadır. Gartner’ın dört büyük Avrupa ülkesinde yaptığı bir araştırmaya göre Fransa’da kısa mesaj kullanımı % 30 iken İnternet kullanımı % 25 olarak saptanmış. İngiltere ise kısa mesaj kullanımında % 49 ile İnternet kullanım oranını 10 puan geçmiş durumda. İtalya’da ise fark 16 puan. Birçok banka kısa mesaj servisleri ile cep telefonu bankacılığı yapmaya başladı. Ülkemizde de vizyoner bazı firma yöneticileri şirketlerinin satış bilgilerini düzenli olarak kısa mesaj sistemleri ile cep telefonlarından izliyorlar. Kullanım kolaylığı ve iletişim maaliyetlerinin düşük olması, kısa mesaj kullanımını arttırıyor. Bu konuda ülkemizde de katma değerli servis sağlayıcılar cep telefonu operatörleri ile işbirliği içinde farklı bir çok hizmet sunuyorlar. Örneğin mesaj gönderilmesi istenen numaralar bir veri tabanı içinde servis sağlayıcıya iletiliyor, mesaj içeriği ve hangi zaman diliminde gönderilmesi gerektiği bildirilerek mesajların toplu olarak gönderilmesi sağlanıyor. Bu tür toptan gönderimlerde servis sağlayıcıların özel fiyat tarifeleri de gündeme geliyor. Miktara bağlı olarak 30 bin liraya kadar düşen ücretler söz konusu olabiliyor. 10 kelimelik bir mesajı doğru kişiye doğru zamanda göndermek ve % 80 okunmasını sağlamak gibi bir avantajı olmasına karşılık, bu işi sık sık reklam amaçlı yapan kuruluşlar cep telefonu kullanıcılarını sıkıntıya sokabiliyorlar. Birçok cep telefonunda mesaj hafızası 10 mesaj ile sınırlı olduğundan sık sık mesaj okumayan ve mesajlarını silmeyen kullanıcılar bu hizmetlerden yararlanamıyorlar.

Teknolojiyi etkili kullanan birçok kuruluş hedeflerine daha az maliyetle ve en etkili bir şekilde ulaşıyor. Örneğin akşam saat 8 den sonra Boğaz kenarında otomobili ile seyahat eden bir cep telefonu kullanıcısına, yer bildirim sistemi sayesinde, yakında bulunan bir lokanta özel menüsü için davet ve rezervasyon mesajı gönderebiliyor. Yapılacak tek şey mesajı cevaplayıp rezervasyonu yaptırmak olabiliyor. Ülkemizde cep telefonu kullanıcıları İnternet kullanıcılarına sayısal olarak fark atmış durumda. Yaklaşık 25 milyon cep telefonu kullanıcısı varken 4 milyon internet kullanıcısı var. Bu durumda kısa mesaj kullananların sayısı da İnternet kullananların sayısını ikiye katlamış durumdadır.

Cep telefonları geliştikçe klavye kullanımı ve kaydedilmiş özel mesajlar hafızası da gitgide gelişiyor. Karakter tanıma, kelime tanıma, mesaj tanıma, ses tanıma gibi birçok yeni yazılım artık gelişmiş cep telefonlarına özellik olarak koyulmaya başlandı. Bu tür yazılımlar sayesinde görüntü, ses dosyası, önceden kaydedilmiş mesajlar bir tuşla mesaj olarak karşı tarafa ulaştırılabiliyor. Teknoloji insanlara her yerde, her zaman ve her türlü mesaj şekli ile ulaşma olanağı sağlıyor. İş hayatı için çok faydalı olan bu sistemler, dinlenmek, yalnız kalmak ve kaçmak isteyenler için maalesef  hiç şans tanımıyor. Ancak her güzelin bir kusuru vardır sözü, faydalarını gözardı etmemizi engelleyecektir diye düşünüyorum.

TÜRKİYE’NİN GÜCÜ

17 Mayıs 2004 Ülkemizde sabit telefon  pazarının serbestleşmeye başladığı gün olarak tarihe geçti. Telkomünikasyon Kurumu Başkanı Ankara’da yapılan bir törenle lisans almaya hak kazanan özel sektör temsilcilerine belgelerini verdi. Aylardır süren uzun bekleyiş dönemi sonucu, operatörlüğe souyunan firmalar artık yaptıkları yatırımların karşılığı gelir elde etmeye başlayacaklar, ve yeni yatırımlarına hız verecekler. Ülkede gelişen bu yeni ortamı merakla bekleyen yabancı operatörler bu günden itibaren, ülkemize yatırım olanaklarını daha hızlı bir şekilde araştırmaya başlayacaklar. Çok kısa bir zaman dilimi içinde vatandaşlar yeni operatörlerin farklı ve avantajlı hizmetlerini almaya başlayacaklar. Tüm bu gelişmelere paralel olarak Türk Telekom da hızla gelişen bu rekabet ortamında kendini rekabete hazırlamaya başladı. Öncelikle şehirlerarası telefon görüşme ücretlerine yüzde elli indirim yaparak başlayan Türk Telekom ortaya çıkacak tabloya bağlı olarak, yeni indirimleri gündeme getirecektir.

Ülkenin teknolojik gelişmesi için çok önemli olan serbest Telekomünikasyon Pazarı oluşması nihayet başlamış oldu. Mayıs ayı sonuna doğru geniş bant İnternet erişim hizmetlerinin ülke çapında yaygınlaşması ile ülkemiz eğitimden, sağlık sektörüne, eğlence hayatından iş hayatına kadar bir çok alanda dijital dünyanın nimetlerinden faydalanmaya başlayacak. Genç ülke nufusunun dijital dünya ile eğitilmesi ve deneyim kazanması, ülkemize yeni iş olanakları açarken, bölge ülkelerine satılacak Telekom hizmetlerini farklılaştırıp gelirleri arttıracaktır. Küresel pazara uyum sağlayacak girişimcilerimiz, daha ucuz ve farklı iletişim araçları ile dışpazarlara süratle uyum sağlayacak, teknolojinin işyerlerinde etkili kullanıma başlanması ile iş alanlarında verimlilik katsayılarını arttıracaklardır.

Sektör çalışanları ve konu ile ilgili bürokratlar ve sivil toplum örgütleri gelinen bu aşamada, ülkenin yaratıcı ve dinamik çalışma gücünün, çok kısa sürede teknoloji kullanma penetrasyonunu geliştereceği fikrinde birleşiyorlar. Mobil iletişimin, veri hatları ve sabit telefon sistemleri ile birleşmesi, görüntülü interaktif iletişim olanaklarının daha uygun fiyatlara satın alınıyor olması Ülkemizdeki refah seviyesini hızla yükseltecektir.

Şimdi birileri bu iş bu kadar  kolaydı da daha önce niye yapılmadı diye soracaktır. Ancak katıldığım birkaç panelde diğer tüm sektörlerde de düzenlemelerin gecikmesi ve yasal altyapının hazır olmaması nedeniyle ülke girişimcilerinin eli kolu bağlı beklediğini gördüm.

Günümüz Hükümeti iyi niyetle karar alsa da, ağır bürokrasi çarkı, ortaya sürdüğü gerekçeler ile uygulamada kararların gecikmesini hatta bazen hiç uygulanmamasını sağlıyabiliyor. Devletten sabit maaş alarak mevcut çalışma düzeninde değişimlere karşı çıkan bürokratların dönüşümlü olarak özel sektörde çalışmalarını ve sektör problemlerini maddi manevi bizzat yaşamalarını öneriyorum. Bazen sırçalı köşkten dışarı çıkıp, köşke karşıdan bakmak iyi olacaktır. O zaman köşkün artık yıprandığını, karşı tarafta yeni modern binalar yapıldığını görebilirsiniz.

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ VE EVRENSEL DOĞRULAR

Toplam kalite yönetimi,bazı ünlü işletmeciler tarafından yüzyılın altın çocuğu, bazıları tarafından sihirli bir değnek olarak tanımlanıyor. Onlara göre toplam kalite yönetimi uygulayan işletmelerin başarısız olma ihtimali çok düşük. Çünkü mal veya hizmetin üretiminden tüketimine kadar işletmenin bütün birimlerinde en yüksek kaliteyi arayan bir disiplin. En iyi üretim yönetimi, en iyi personel yönetimi, en iyi pazarlama yönetimi, en iyi müşteri hizmetleri, en iyi halkla ilişkiler. Kısaca her şeyin en iyisini aramak, bulmak ve sunmaktır diyebiliriz. Tabi toplam kalite yönetimini uygulamaya başlamadan önce ve uygulama esnasında yöneticilerin ve çalışanların uyması gereken kurallar var. Toplam kalite yönetimi uygulamaya başlamadan önce liyakat araştırması yapılmalıdır. Bütün çalışanların çalıştıkları makama uygun olup olmadığı araştırılmalı layık olmayanlar ayıklanıp yerlerine uygun personel ve yöneticiler getirilerek toplam kalite yönetiminin ilk adımı atılmalıdır. Bir sonraki aşamada çalışanlara çok çalışmaları gerektiği anlatılmalı ve bunun için gerekli ortam yaratılmalıdır. Şirketteki herkes ruh, beden ve akıl sağlığını bozmayacak, ailevi ve sosyal ilişkilerini sekteye uğratmayacak şekilde çalışabildiği kadar çalışmalıdır. Erken kalkması gerekiyorsa erken kalkmalı, eve geç gitmesi gerekiyorsa geç gitmelidir. Vakit geçirmek için değil şirketi, ülkesi, ailesi ve kendisi için çalışması gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Bir sonraki aşama, bir sonraki gereklilik ise dürüst olmaktır. Astın üstüne, üstün astına karşı şirketin müşterilerine ve hedef kitlesine karşı dürüst olması. Yalan reklamlarla kısa yoldan zengin olmak yerine sağlam politikalarla uzun dönemde güçlü bir finansal yapı kazanmak hedeflenmelidir. Yöneticilerde bulunması gereken bir başka özellik ise adaletli olmaktır. Personel arasında eşitlik gözetilmelidir. Aynı seviyede iş yapan kişilere farklı maaşlar verilmemelidir. Veya finans müdürünün yeğeninin yaptığı hatalara göz yumulmamalıdır. Adaletli olmamak motivasyonu bozar ve toplam kalite yönetimini paramparça eder. Böyle bir işletmede toplam kalite yönetiminden bahsetmek imkansızdır. Toplam kalite yönetiminin bir başka aşaması namuslu olmaktır. Alın terinin karşılığı olanı almaktır, bazı şeyleri elde etmek için rüşvet vermeyi tek yol olarak görmemektir. Muhasebe departmanının vergiden kaçırmak için çeşitli oyunlar oynamamasıdır. Finans departmanının elindeki fazla parayı gayrı meşru yollara sevketmemesidir. Bu kurallar bir bütündür içlerinden herhangi birinin uygulanmaması namuslu olma kuralını, dolayısıyla toplam kalite yönetimini sekteye uğratır. Toplam kalite yönetiminin en önemli aşamalarından bir tanesi de danışmanlıktır. Yani kararların istişare yapılarak alınmasıdır. Yöneticilerin kendi aralarında, yönetimin çalışanlarıyla birlikte karar almasıdır. Hatta ve hatta bazı konuları müşterileriyle görüşüp ondan sonra karara bağlamasıdır. Danışmanlık hataları aza indirmenin en önemli kuralıdır, hataları aza indirmek te toplam kalite yönetiminin en önemli amacıdır.

Şimdi toplam kalite yönetimini bir kenara bırakıp yazının başlığında geçen “Evrensel Doğruların” ne demek olduğuna ve neler olduğuna bakalım. Evrensel doğrular, millet, ırk, din, kültür, ülke, mezhep, düşünce farkı gözetmeksizin kim tarafından yerine getirilirse getirilsin o kişinin kazanacağı doğrulardır. Yani başka bir ifadeyle; o doğrulara sahip olan kişi, şirket, ülke kazanmıştır, kazanıyor ve kazanmaya devam edecektir. Peki nelerdir o doğrular? diyecek olursak; liyakat,çalışkanlık, dürüstlük, adalet, namuslu olmak, kararları danışarak almak. Yani Japonların toplam kalite yönetimi dedikleri şey evrensel doğruların bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir disiplindir. Japonya teknolojiye ve bu sayede dünya ekonomisine hükmediyorsa işte bunun sebebi Japon şirketlerinin bu doğruları uyguluyor olmasıdır. Amerikanın dünyaya hükmetmesinin sebebi Amerikan kamu kuruluşlarının , Amerikan halkının çoğunluğunun evrensel doğrulara uygun hareket etmesindendir.

Evrensel doğrular insanın varlığıyla ortaya çıkmış ve günümüze kadar geçerliliğini sürdürmüştür. Tarihin hiçbir döneminde sekteye uğramamıştır. O doğruları uygulayan hiçbir zaman kaybetmemiştir. Hepimiz az çok tarih kitaplarından okumuşuzdur, Fatih İstanbulu fethetmeden önce top döktürmüştür. Bu döktürdüğü toplar o zamana kadar dökülmüş en büyük toplardır. Fatih bu iş için müslüman ve Türk olmayan birini görevlendirmiştir. Yani işi ehline vererek fethin ve dünyayı yönetmenin ilk adımını atmıştır.Bu örnek çok kısa ve basit bir örnektir ve Fatihin evrensel doğrular konusunda ne kadar hassas olduğunu göstermeye yeter.

Son iki paragrafı birleştirirsek şu sonuca varırız. Japonya’nın ekonomiye, Amerika’nın dünyaya hükmetmesini sağlayan disiplin ile Fatih’in İstanbul’u fethederken uyguladığı disiplin aynıydı ama sadece isimleri farklıydı. Japon şirketlerinin günümüzde uyguladığı yöntem toplam kalite yönetimi, Fatih’in tarihte uyguladığı yöntem ise evrensel doğruların uygulanmasıdır. Ve bence ileride de bu doğrulara sahip olan kişiler,şirketler ve ülkeler düşünceleri, ırkları, dinleri, milletleri, ne olursa olsun kazanacaktır.

SÜREKLİ İYİLEŞTİRME- 2 (KAİZEN)

Belli bir zaman zarfında çok sayıda küçük adımlarla hızlı bir gelişme trendini hedefleyen Kaizen Felsefesi “Damlaya damlaya göl olur” atasözü ile ifade edilebilir. Yani gelişmeler ve iyileştirmeler  ufak ama sürekli  olmalıdır. Kaizen kavramı süreçlere yöneliktir. Sonuçlar iyileştirilmek isteniyorsa o sonucu sağlayan süreçleri (prosesleri) iyilestirmek gerekir. Bir diger özelliği de herkesin katılımını gerektirmesidir. Gelişme kolektif olarak topluca ekipler vasıtasıyla sağlanacaktır. Kaizenin  yedi tane prensibi oldugundan bahsetmistik, bunlardan biri olan PUKÖ döngüsü Kaizen’i (sürekli iyileştirmeyi) sağlamada temel yaklaşımdır.



PUKÖ DÖNGÜSÜ

PUKÖ nün açılımı şu şekildedir: sırasıyla, Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al. Bu döngü iyileştirme için gercekleştirilen bir dizi faaliyettir.

Planla:

Hedefin saptanması

Hedefin nasıl, kim, kimler tarafından gerçekleştirileceğinin belirlenmesi.Yani iş planının yapılması.

Verilerin toplanması.

PUKÖ döngüsünde planlama en kritik  evredir. Planlamanın çok iyi hazırlanmış olması “önlem  al ” evresindeki faaliyetlerin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır. Planlama aceleye getirilmemeli ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Planlamaya gereken önemin verilmemesi “kontrol et” evresinin uzamasına, bu da  toplam zaman içinde gereksiz kayıplara neden olur. Saptanan hedeflerin açık, anlaşılır ve ölçülebilir olması gerekir. Önceleri daha kolay ulaşılabilir hedefler belirlenmeli, elde edilen başarılar sonrasında daha zor ve karmaşık hdefler belirlenmeli. Burası çok önemlidir çünkü en baştan konulan  ulaşılması zor büyük hedefler, başarılamaması durumunda hem moral hem de motivasyon açısından herkesi olumsuz etkiler. Zaten böyle baştan büyük hedeflerin belirlenmesi Kaizen felsefesine de uygun degildir.

Uygula:

Kesinleşen planın uygulanması aşamasıdır.

Kontrol Et:

Sonuca ulaşılıp ulaşılmadığının irdelenmesi

Sapmaların belirlenmesi

Belirlenen performans hedeflerine ne ölçüde yaklaşıldığının belirlenmesi amacıyla uygulama kontrol edilir.Sonuç başarılı ise, uygulama kontrol edilir ve standartlaştırılır ve böylece  gerçekleştirilen iyileştirmeden sürekli olarak yararlanılır.

Önlem Al:

Eksik yada yanlışların belirlenmesi

Düzeltilmesi

Hedeflenen ve gerçekleşen performans arasındaki sapmalara neden olan faktörlerin belirlenmesi ve bunların giderilmesine yönelik önlemlerin alınması.

Bir sürekli iyileştirme programı üç bölümde incelenebilir.

-Yönetim öncelikli sürekli iyileştirme

-Grup öncelikli sürekli iyileştirme

-Birey öncelikli sürekli iyileştirme

Yönetim Öncelikli Sürekli  İyileştirme

Lojistik ve stratejik konular üzerinde yoğunlaşır. Yönetimin  imalat hedefleri:

-Maksimum verimlilikte, maksimum kaliteye ulaşmak,

-Stoku minimumda tutmak,

-Zor işleri bertaraf etmek,

-Kalite ve verimliliği artırmak, çabayı azaltmak için araç ve olanakları kullanmak,

-Takım çalışması ve işbirliği ile sürekli iyileştirme için sorgulayıcı ve açık fikirli olmaktır.

Yönetim öncelikli iyileştirmeye “Tam zamanında Üretim” güzel bir örnektir. Yönetim, çabalarını sistemlerin iyileştirmesi için harcamalıdır. Bu ise fonksiyonlar arası yönetim, politika yayılımı ve kalite yayılımı  ile sağlanabilir.

Grup Öncelikli Sürekli İyileştirme :

Sürekli iyileştirme çalışmaları  kalite  kontrol çemberleri, gönüllü  yönetim grupları ve problem çözmek için çeşitli istatistiksel araçlar kullanan diğer küçük grup faaliyetleri  ile yürütülür. Grup üyeleri sorunları belirler, nedenler analiz edilip belirlenir, önlemler  geliştirilip  uygulanarak yeni standartlar ve /veya prosedürler oluşturulur.

Birey Öncelikli Sürekli İyileştirme:

Önerilerde ortaya çıkmaktadır. Öneri sistemi kişinin daha çok değil ,daha akıllıca çalışmasını sağlamaya yönelik bir araçtır. Çalışanların “düşünen çalışanlar”olabilmesi için yönetimin özendirici olması gerekir. Kaizende asagida belirtilen tavırlar içine girmemek çok önemlidir.

OLUMSUZ TAVIR ALMA:

· Bunun üzerinde çalışamayacak kadar çok meşgulüm.
· İyi bir fikir fakat zaman uygun degil,
· Bütçede yok
· Teori, uygulamadan farklıdır.
· Senin baska işin yok mu?
· Bence bu söyledigin sirket politikasına uymaz.

DAHA OLUMSUZ TAVIR ALMA

· Bu bizim işimiz degil, bırakalım da onu başkası düşünsün.
· Sen işinden memnun değil misin?
· Bu yeni bir şey değil, onu herkes biliyor zaten.
· Bunu yapmasak bile sonucu biliyoruz.
· Onun sorumluluğunu alacak durumda değilim.
· Daha iyi bir fikrin yok mu?

Yukarda belirtilen  düşünce tarzının  Kaizen (sürekli iyileştirme ) felsefesinin yerleştirilmeye çalıştırıldığı ortamlarda  bulunmamasına kesinlikle özen gösterilmesi gerekmektedir.Yukardada belirttiğimiz üzere Kazienin başarıya ulaşması için en önemli şart herkesin katılımının sağlanmasıdır.

Kaynak

Milli Prodüktivite Merkezi  verimliligi artırıcı yaklaşım ve teknikler dizisi sürekli iyileştirme.

EFIL Ismail, Toplam kalite Yönetimi ve Toplam Kaliteye Ulasmada Önemli Bir Araç

AKREDİTASYON

Akreditasyon, yetkili bir kuruluş tarafından, bir kişi ya da kuruluşun ürettiği ürün ya da yaptığı hizmetin belirlenen uluslararası kabul görmüş kriterlere göre değerlendirilmesi, yeterliliğinin onaylanması ve denetlenmesidir. 

Bir ürün ya da hizmetin pazara sunulmasını teminen akreditasyona konu olan dört temel unsur mevcuttur. 

*Kalibrasyon ve test laboratuvarlarının akreditasyonu:   

Üretim ve ticarete konu olan, her tür ölçümü yapan laboratuvarların test/kalibrasyon sonuçlarının ulusal ve uluslararası metroloji, ölçüm standartlarına uygun olması ve bu ölçümlerin uluslararası kuruluşlarca belirlenen kurallara göre yapılmasının teyidi.

*Ürün/hizmet belgelendirmesi yapan kuruluşların akreditasyonu: 

Pazara sunulan her ürün veya hizmetin ulusal veya uluslararası kabul görmüş standart, direktif ve kurala uygun olarak üretildiğinin garanti altına alınmasının teyidi.

*Sistem belgelendirmesi yapan kuruluşların akreditasyonu: 

Üretim veya hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluşun ulusal veya uluslararası kabul görmüş standartlara göre belirli bir kalite güvence modeline (örneğin;ISO 9000, QS9000, ISO14000 gibi) uygun faaliyet gösterdiğini onaylayan kuruluşların tescil edilmesi.

*Personel belgelendirmesi yapan kuruluşların akreditasyonu: 

Yukarıda belirtilen her üç konuda faaliyet gösteren kurluşlarda çalışan teknik personelin eğitim ve belgelendirmesini (örneğin; tahribatsız muayene, kaynak konusunda çalışan personel ) yapan kuruluşların faaliyetlerini ulusal ve uluslararası kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirdiğinin teyidi.

Avrupa Birliği’nde laboratuvar yeterliliğini belirleyen akreditasyon kuruluşları, belgelendirme kuruluşları ve muayene kuruluşları arasında, bir tür kalite güvence sistemine ihtiyaç duyulmuştur. Avrupa Komisyonu, sözkonusu kuruluşlar arasında kalite teminatını sağlayacak bir sistem geliştirmek üzere, ulusal akreditasyon kuruluşlarını biraraya getirerek, Avrupa Akreditasyon İşbirliği Programı’nı teşkil etmiştir.

Akreditasyona konu olan dört temel oluşumda faaliyet gösterecek olan kurum ve kuruluşların uluslararası kabul görmüş kriterlere göre faaliyet göstermesini sağlamak üzere, mevzuat uyumunun ve uygulamasının önemli parçalarından biri olan Türk Akreditasyon Kurumu’nun (TÜRKAK) kuruluşuna dair 4457 sayılı Kanun 4 Kasım 1999 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, kuruluş çalışmalarını tamamlayan kurum, 15 Haziran 2001 tarihi itibariyle akreditasyon başvurularını kabul etmeye başlamıştır. 

TÜRKAK’ın Ulusal Akreditasyon Sisteminin oluşması için gerekli olan bazı şartları yerine getirmesi gerekmektedir.

Sözkonusu şartlardan birincisi, ‘metroloji’ altyapısının oluşturulmasıdır.

Ulusal Akreditasyon sisteminin dengeli bir biçimde gelişmesi için gerekli olan şartlardan  bir diğeri, yetkin bir denetçi potansiyelinin oluşturulmasıdır.

Uluslararası alanda kabul görmüş bir akreditasyon sistemi için vazgeçilemez koşullardan üçüncüsü ise; akreditasyon otoritesinin varlığıdır.

Türk Akreditasyon Kurumu tarafından, genelde ‘uygunluk değerlendirme kuruluşları’ olarak bilinen,

* Laboratuvarlar: TS EN ISO/IEC 17025

* Ürün belgelendirme kuruluşları: TS EN 45011,

* Muayene kuruluşları: TS EN 45004,

* Sistem belgelendirme kuruluşları: TS EN 45012,

* Personel belgelendirme kuruluşları: TS EN 45013,

standartları esas alınarak değerlendirilmekte ve talep edenler arasında uygun görülenler akredite edilmektedir.       

ULUSLARARASI TEKNOLOJİ TRANSFERİ

Uluslararası teknoloji transferi, dünyadaki teknolojik gelişmelerin izlenmesi, gereksinim duyulan teknolojilerin seçimi, seçilen teknolojilerin ülkeye ithali, ithal edilen teknolojilerin ulusal koşul ve teknolojilere uyarlanarak üretime geçilmesi, geliştirilmesi, yayılması olmak üzere birbirini izleyen işlemlerden oluşmaktadır.



Uluslararası teknoloji transfer sürecinde aşağıdaki dört aşama mevcuttur:

    Edinme, benimseme

Gereksinim duyulan teknolojinin seçimi, elde edilmesi, tanımlanması ve öğrenilmesidir.

    Özümseme/uyarlama

Kullanılabilmesi için teknolojinin ulusal gereksinimlere ve koşullara uygun hale dönüştürülmesi, yeni koşulların özelliklerine entegre edilmesi ve teknolojide gerekli mühendislik ve uygulama ayarlamalarının yapılmasıdır.

    İyileştirme, geliştirme

Edinilmiş olan teknolojinin AR-GE olanaklarıyla beraber geliştirilmesidir.

    Yaratma, yayma

Teknolojinin sektör içinde ve sektörler arasında yaygınlaştırılmasıdır. Bu aşamadan sonra teknoloji alıcılığı, teknoloji yaratıcılığına dönüşür.



Uluslararası teknoloji transfer yöntemleri genel olarak ikiye ayrılır:

Doğrudan teknoloji transferi

    Doğrudan yabancı sermaye yatırımı

Çok uluslu ana şirketlere bağlı şirketlerin dışarıda üretim için yerleşmeleriyle beraber, şirketler arasında patent, know how, marka, yönetim ve pazarlama deneyimleri vb. transfer edilen teknolojileri kapsar.

    Teknoloji transfer sözleşmeleri

Lisans anlaşması, yönetim sözleşmesi, teknik yardım sözleşmesi, anahtar teslim anlaşmalar, teknik işbirliğini kapsar.

Lisans anlaşması, bir firmanın elinde bulundurduğu belirli haklarının kullanımını belirli bir süre boyunca bir ücret karşılığında bir başka firmaya devretmek amacıyla yapılan hukuki sözleşmelerdir. Yönetim sözleşmeleri yönetim bilgisini oluşturan sözleşmelerdir. Teknik yardım sözleşmesi, yatırım ya da üretim teknolojileri ile ilgili teknik hizmet, danışmanlık ve benzer hizmetlerin temini için iki ya da daha çok taraflı olarak ülkeler ya da firmalar arası yapılır. Anahtar teslim anlaşmaları yatırım öncesi ve yatırım sırasında, bir fabrikanın faaliyetleri için gerekli teknik hizmetleri kapsayan teknolojilerin bir paket halinde sağlanmasını öngören anlaşmalardır. Teknik işbirliği sözleşmesi, uzmanların fikir alışverişi, eğitim/staj sağlama, ortak ARGE yapma, kalite kontrol vb. şekillerde iki veya daha fazla taraf arasında yeni teknolojiler geliştirmek veya teknoloji değişimini sağlamak amacıyla yapılır.

    Makine-donanım alımları

Teknoloji transfer sözleşmelerinin ardından alınan makine ve donanıma ait sözleşmelerdir.

    Finansal kiralama

Finansal kiralama, üretim tesis ve makinelerinin yurtdışından kiralanmasına olanak tanır.

    Yabancı uzman çalıştırılması

Yabancı teknik adam çalıştırılmasını kapsar.

    Serbest bölgeler

Gümrük mevzuat muafiyetinin sağlandığı bölgelerdir.

    Uluslararası taşeronluk

Endüstriyel ve ticari olmak üzere ikiye ayrılan, bir firmanın yurt dışında bağımsız başka bir firmaya bir işin bir bölümünü ya da bütününü yaptırdığı anlaşmadır.

    AR-GE faaliyetleri

Ortak AR-Ge projeleri ile teknolojinin transferini kapsar.

Dolaylı teknoloji transferi

    Kamu bilgisi

Teknik dergi, kitaplar, mesleki yayınlar ve konferansları kapsar.

    Eğitim

Eğitim programları ve kısa dönemli kursları kapsar.

    İnsan kaynakları

İş gücünün dolaşımını, yabancı uzmanların işe alınmasını, yurtdışına iş ziyaretlerini, araştırma ve inceleme gezilerini vb. kapsar.

SINAİ MÜLKİYET

MARKA NEDİR?

Marka; bir işletmenin mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen,baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir.

MARKANIN FONKSİYONLARI

1- Kaynak gösterme fonksiyonu

2- Ayırt edicilik fonksiyonları

3- Kalite fonksiyonu

4- Reklam ve Tanıtım fonksiyonu

MARKA ÇEŞİTLERİ

1. AMACA GÖRE

a-Ticaret markası

b-Hizmet markası

2. SAHİPLERİNE GÖRE

a-Ferdi marka

b-Ortak marka

c-Garanti markası

AMAÇLARINA GÖRE MARKA ÇEŞİTLERİ

A) TİCARET MARKASI

Bir işletmenin imalatını ve/veya ticaretini yaptığı malları, başka işletmenin mallarından ayırt etmeyi sağlayan markadır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi ticaret markası, sanayide, tarımda küçük sanatlarda üretilen bir mal için kullanılır.

B) HİZMET MARKASI

Bir işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan markadır. Üçüncü kişiler yararına yapılan hizmete ilişkin her türlü faaliyet için kullanılır.

Bir marka tescil başvurusunda sadece ticaret veya sadece hizmet markası talep edilebileceği gibi ikisi birlikte de talep edilebilir.

SAHİPLERİNE GÖRE MARKA ÇEŞİTLERİ

a) FERDİ MARKA

Marka sahibinin tek olduğu ve tek başına markayı kullandığı markadır.

Marka sahibi gerçek kişiler olabileceği gibi özel hukuk tüzel kişileri veya kamu tüzel kişileri de olabilir.

b) ORTAK MARKA

Birden fazla işletmenin mal veya hizmetlerini, diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan markadır.(KHK55). Ortak markanın sahibi ve kullanıcısı üretim veya ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan bir gruba üye olan kişilerdir. Ortak markanın tescili için ortak marka zsahipleri birlikte hareket ederler. (yenileme için birinin başvurusu yeterlidir. Ortak marak başvurusuna, markanın kullanma usul ve şekillerini gösteren noterden tasdikli teknik yönetmeliğin eklenmesi şarttır. Teknik yönetmelikte ortak markayı kullanmaya yetkili olan işletmeler, markanın kullanma usul ve şekilleri belirtilmek zorundadır. Ortak markanın devri ve lisans verilmesi marka siciline kayıt edilmesi koşuluyla mümkündür.

c) GARANTİ MARKASI

Marka sahibinin kontrolü altında garanti markasını kullanmaya yetkili işletmelerin ürettiği, üretim usulleri, coğrafi kaynağı, kalitesi özellikleri önceden belirlenmiş mal veya hizmetleri, diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan markadır. Garanti markası, malın üreticisi ve ilgili değil üretilen malların özellik ve kalitesi ile ilgilidir. Marka sahibi bir kişi olmasına rağmen kendisinin veya kendisine iktisaden bağlı olan işletmeler tarafından kullanılması yasaktir.

Garanti marka başvurusuna da noterden tasdikli teknik yönetmeliğin eklenmesi şarttır.

Garanti markasına en iyi örnek “TSE” markasıdır.

MARKA BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ BELGELER

A) Tescil edilecek markanın varsa logosu, (Yazı karakteri), amblemi, etiketi veya ambalaj örneği

B) Tescil edilecek markanın kullanılacağı MAL VE / VEYA HİZMET LİSTESİ

C) Faaliyet belgesi (İştigal belgesi)

Ticaret odası, Sanayi odası,Ticaret sicili, Vergi dairesi ya da Esnaf sicilinden alınacak; başvuru sahibinin imalat ticaret ya da herhangi bir hizmet işi ile uğraştığını gösterir belge.

D) ÖZEL VEKALETNAME

E) Marka başvuru ücretinin ödendiğine dair belge (Banka dekontu )

MARKA İLE İLGİLİ DİĞER İŞLEMLER VE GEREKLİ BELGELER

A- Yenileme a) Vekil var ise vekaletname b) Harç ve ücret ödendi belgesi aslı

B- Devir a- Devir sözleşmesi (noter tasdikli) b- Devir alana ait iştigal belgesi aslı c- Marka tescil belgesi aslı d- Vekil var ise devir alana ait vekaletname e- 0Harç ve ücret ödendi belgesi aslı

C- Lisans a- Lisans sözleşmesi (noter tasdikli) b- Lisans alana ait iştigal belgesi aslı c- Marka tescil belgesi aslı d- Vekil var ise lisans alana ait vekaletname

D- Adres Değişikliği a- Marka tescil belgesi aslı b- Vekil var ise yeni adrese göre düzenlenmiş vekaletname c- Harç ve ücret ödendi belgesi aslı

E- Unvan Değişikliği a- Unvan değişikliğini gösterir Ticari Sicil Gazetesi aslı ya da noter tasdikli sureti b- Marka tescil belgesi aslı c- Vekil var ise yeni unvana göre düzenlenmiş vekaletname d- Harç ve ücret ödendi belgesi

F- Nevi Değişikliği a- Nevi değişikliğini gösterir Ticari Sicil Gazetesi aslı ya da noter tasdikli sureti b- Marka tescil belgesi aslı c- Vekil var ise yeni unvana göre düzenlenmiş vekaletname d- Harç ve ücret ödendi belgesi

G- Şirket Birleşmesi a- Birleşmeyi gösterir belge aslı ya da tasdikli sureti b- İştigal belgesi c- Marka tescil belgesi aslı d- Vekil var ise vekaletname e- Harç ve ücret ödendi belgesi

H- Veraset ile İntikal a- Mahkeme kararı b- Marka tescil belgesi c- Vekil var ise mirasçılara ait vekaletname (noter tasdikli) d- İştigal belgesi e- Harç ve ücret ödendi belgesi

I) İptal a- Vekil var ise vekaletname (Noter tasdikli asıl) b- Harç ve ücret ödendi belgesi

J- Tescil Belgesi Sureti a- Vekil var ise vekaletname

c- Harç ve ücret ödendi belgesi

MARKA TESCİL AŞAMALARI VE SÜRELERİ

Markaya herhangi bir itiraz olmaması durumunda tescil işlemleri ortalama 15-18 ay içinde tamamlanmaktadır.

A-) Araştırma ve inceleme süresi

T.P.E tarafından mutlak nedenler yönünden araştırma ve inceleme süresi ortalama 8-9 ay kadardır. Söz konusu müracaat ile ilgili herhangi bir mani durum yoksa ve inceleme müspet sonuçlanırsa marka, resmi marka bülteninde ilan edilir.

B-) Resmi marka bülteninde ilan süresi

Marka bülteninde kanuni ilan süresi 3 aydır. Diğer marka sahiplerinin bilgilenmesi benzer marka sahiplerinin itiraz haklarını kullanması ilan süresi içinde yapılır. İtiraz eden olmadığı takdirde tescil aşamasına geçilir.

C-) Tescil aşaması

Herhangi bir itiraz olmadığı takdirde ve T.P.E.’ nin verdiği kanuni süreler içerisinde eksik evraklar ve harç noksanları tamamlanır. Ortalama 3-4 ay içinde “Marka Tescil Belgesi” alınır.

YURT DIŞI MARKA TESCİLİ

1) MADRİD PROTOKOLÜNE GÖRE ULUSLARARASI MARKA TESCİLİ

1 Aralık 1995′te yürürlüğe giren Madrid Anlaşmasına ilişkin Protokol ülkemizde 1 Ocak 1999 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Bu Protokol ile Türk firmalarının markalarına Uluslararası Tescil almaları mümkün olacaktır.

Uluslararası Marka Tescilinin Avantajları :

1. Türkiye’de tescilli veya işlem halinde markası bulunan her firma tek bir başvuru yaparak protokole üye 50 ülkede aynı anda tescil alabilecektir.

2. Marka sahibi tescil talep ettiği her ülke için ayrı ücret ödemek ve ayrı bir prosedür takip etmek yerine tek bir ücret ödeyerek ve basit bir prosedür ile belirlediği ülkelerde uluslararası tescile sahip olabilecektir.

3. Marka sahibi tescil talep ettiği her ülkeden tescile ilişkin olumlu bir karar gelmesini beklemek zorunda değildir; eğer uygun süre içerisinde (12 veya 18 ay) belirlenen ülke ofisi tarafından herhangi bir red bildiriminde bulunulmaz ise markanın o ülke ofisince korunduğu anlaşılacaktır.

4. Uluslararası tescil sonrası değişikliklerin tümü (yenileme, ünvan değişikliği vs.) markanın tescilli olduğu bütün ülkeler için tek bir ücret ödenerek ve tek bir işlem yapılarak mümkün olacaktır.

5. Uluslararası tescilden sonra da tescil talep edilen yeni ülkeler belirlenerek bu ülkeler için de başvuru yapılabilecektir.

MADRİD PROTOKOLÜNE ÜYE ÜLKELER

Uluslararası marka tescil başvurusunun yapılabilmesi ve ödenmesi gereken toplam maliyetin hesaplanması için aşağıdaki formun doldurularak Ofisimize gönderilmesi yeterlidir.

2) AVRUPA TOPLULUĞU MARKA TESCİLİ (COMMUNITY TRADEMARK)

Topluluk markasında tek bir başvuru ile Avrupa Topluluğu’na üye 15 ülkede tescil yaptırabilme imkanı vardır. Ancak başvurusu yapılan markanın bu ülkelerden herhangi birinde benzerinin bulunması halinde bu durum tüm topluluk ülkeleri için geçerli olmakta ve tescil talebi reddedilmektedir. Topluluğa üye ülkelerde ayrı ayrı marka başvurusu yapıldığında her ülke için toplam masraf yaklaşık 1.500-2.000 USD arasında değişmektedir.

Üye Ülkeler Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Yunanistan, Lüxemburg, Portekiz,İspanya, Hollanda, İngiltere, İsveç.

TASARIM TANIMI VE TASARIM TESCİLİNİN ÖNEMİ :

Tasarım, bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü, ifade eder.

Bir tasarımın koruma altına alınabilmesi için yenilik ve ayırt edici niteliğe sahip olması gerekmektedir. Bir tasarımın aynısı, başvuru tarihinden ve rüçhan tarihinden önceki 12 ay içerisinde dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yenidir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir.

Kamuoyuna Sunma; Sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar.

Ayırt Edici Nitelik; Bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olması, bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile herhangi bir tasarımın yine bilgilenmiş kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılığın olması anlamındadır. Eğer böyle bir fark yoksa tasarım ayırt edici niteliğe sahip değildir.

Kamu Düzenine ve Genel Ahlaka aykırı tasarımlar koruma kapsamı dışındadır.

Teknik fonksiyonun gerçekleştirilmesinde, tasarımcıya tasarıma ilişkin özellik ve unsurlarda hiçbir seçenek özgürlüğü bırakmayan tasarımlar koruma kapsamı dışındadır.

Yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların tescili için Türk Patent Enstitüsü’ne başvuruda bulunulması halinde, bu tasarımlar altı ay süre ile ilana alınır. İtiraz olmaması halinde tescil

belgesi düzenlenir. Koruma beş yılda bir yenilenmesi halinde 25 yıldır. Yenileme talebi koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden önceki 6 ay içerisinde yapılmalıdır. Eğer bu süre geçilirse ek bir ücretin ödenmesi şartıyla tescilin sona erdiği günden itibaren 6 ay içerisinde yapılabilir.

TASARIM BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ BELGELER

Başvurunuzun kesinlik kazanabilmesi için; a) Daktilo veya bilgisayarla eksiksiz olarak doldurulmuş tarih ve başvuranın imzasını içeren ekinde tasarım hakkı beyan formu ve tarifnamenin bulunduğu başvuru dilekçesi. b) Tescile konu tasarımların en az 8×8 ebadında 20 adet görsel anlatımı, (Üç boyutlu fotoğraf veya teknik resim) c) Başvuru ücret dekontu, d)Vekil var ise Vekaletname (Firma yetkilisi tarafından onaylı)

PATENTİN TANIMI VE PATENT TESCİLİNİN ÖNEMİ

Buluş Nedir?, Patent Nedir?

Buluş, “tarım dahil, sanayideki herhangi bir spesifik sorunun çözümü” olarak tanımlanır.

Patent, buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. Bu hakkı gösteren belgeye de Patent Tescil Belgesi denir.

Türkiye’de kaç çeşit patent sistemi vardır ?

Türkiye’de biri incelemesiz; diğeri incelemeli olmak üzere iki çeşit patent sistemi vardır.

İncelemeli sistem araştırma ve inceleme safhalarını kapsamaktadır. İşlemler daha uzun sürmekte, ancak incelemeli patent, başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olup olmadığını gösteren bir inceleme raporuna dayanarak verildiği için 20 yıllık bir koruma elde edilmektedir.

İncelemesiz sistem, sadece araştırma safhasına sahip olup, ülkemizde mali kaynakları kısıtlı olan buluş sahiplerine ucuz, süratli ve 7 yıllık bir koruma sağlanmaktadır. İncelemesiz patent için koruma süresi sona ermeden inceleme talep edilirse bu süre 20 yıla tamamlanarak incelemeli patente dönüştürülebilmektedir.

Bir buluşun patent verilerek korunabilmesi için gereken kriterler nelerdir?

· Yenilik; Başvuru yapılmadan önce başkaları tarafından yazılı, sözlü ya da uygulanarak açıklanmamış olmak anlamında mutlak yeniliktir. · Tekniğin bilinen durumunun aşılması; Konuda uzman bir kişinin kolayca düşünüp uygulamaya koyamayacağı nitelik anlamındadır. · Sanayiye uygulanabilirlik; Buluşun tümüyle kuramsal olmak yerine pratiğe uygulanabilir özellik taşıması demektir.

PATENT VERİLEMEYECEK KONULAR VE BULUŞLAR

Aşağıda sayılanlar buluş niteliğinde olmadıkları için patent verilerek korunamazlar: · Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları, · Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar, · Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar, · Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller, · İnsan ve hayvan vücuduna uygulanacak teşhis ve tedavi usulleri ile cerrahi usuller.(Bu usullerin herhangi birinde kullanılan terkip ve maddeler ile bunların üretim usulleri hariç.) Aşağıda belirtilen buluşlar da patent verilerek korunamazlar: · Konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar, · Bitki veya hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki veya hayvan yetiştirilmesi usulleri.

FAYDALI MODELLER

Türkiye’de ve dünyada yeni olan, sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine 10 yıl süre ile bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır.

Bir buluşun Faydalı Model verilerek korunabilmesi için gerekli kriterler nelerdir?

· Yenilik; Başvuru yapılmadan önce başkaları tarafından yazılı, sözlü ya da uygulanarak açıklanmamış olmak anlamında mutlak yeniliktir. · Sanayiye uygulanabilirlik; Buluşun tümüyle kuramsal olmak yerine pratiğe uygulanabilir özellik taşıması demektir.

PATENT VE FAYDALI MODEL ARASINDAKİ FARKLAR

· Faydalı Modelde, tekniğin bilinen durumunun aşılması kriteri aranmaz, · Koruma süreleri farklıdır, · Araştırma ve inceleme işlemlerinin olmaması nedeniyle patent verilmesine oranla faydalı model belgesinin verilmesi, hem zaman hem de masraf açısından daha elverişlidir.

Patent ve Faydalı Model belgesi koruma süreleri kaç yıldır?

· İncelemeli patent 20 yıl, · İncelemesiz patent 7 yıl, · Faydalı model belgesi 10 yıl, Süreyle korunur. Koruma süresi sona eren Patent ve Faydalı Modeller halka mal olur.

PATENT VE FAYDALI MODEL BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ BELGELER

1. Tarifname;

Burada buluş konusu, ilgili olduğu teknik saha, tekniğin bilinen durumu, buluşun çözümünü amaçladığı teknik problemler, teknik resimlere ait açıklamalar ve buluşun sanayiye uygulanma biçimi detayları ile belirtilmelidir.

2. Özet;

Buluşa ait teknik bilginin özünü içermelidir.

3. İstemler;

İstemlerde buluşun Patentle veya Faydalı Modelle korunması istenilen unsurları tanımlanmalıdır.

4. Teknik Resimler

5 . Vekaletname

II – ULUSLARARASI PATENT TESCİLİ

1. PCT-PATENT İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI

Anlaşma , Türkiye’de 01/01/1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anlaşma tek bir uluslararası patent başvurusu ile aynı anda PCT’ye üye ülkelerden istenilenlerde buluş için koruma sağlanmasını amaçlamıştır. Böyle bir başvuru üye bir ülke vatandaşı veya üye bir ülkede ikamet edenlerce yapılabilir. Genel olarak, başvuru üye ülkenin ulusal Patent Ofisine veya başvuru sahibinin isteğine bağlı olarak, WIPO’ya yapılabilir.

Patent İşbirliği Antlaşmasının patent başvurusu yapacak kişiler açısından yararı her bir ülkeye tek tek yapılacak başvurulardaki, başvuru yapma, vekil atama, çeviri yapma ve ücret ödeme gibi konularda prosedür açısından kolaylık sağlanması ve aynı zamanda sürelerin 8-18 ay uzatılabilmesidir.

2. EPC-AVRUPA PATENT ANLAŞMASI

Türkiye Avrupa patentlerinin verilmesi ile ilgili Avrupa Patent Sözleşmesine 29/01/2000 tarihinde katılmıştır. Anlaşma tek bir başvuru ile Avrupa Patent Anlaşmasına üye tüm ülkelerde aynı anda tescil alınmasını sağlamaktadır.

Avrupa Patent Sözleşmesi buluşların korunması konusunda Avrupa devletleri arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesini ve bu amaçla tek ve yeknesak bir patent verilmesi sisteminin kurulmasını amaçlamıştır.

Üye Ülkeler: Belçika, İsviçre, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Lüksenburg, İsveç, İtalya, Avusturya, Lihtenştayn, İspanya, Yunanistan, Danimarka, Monako, Portekiz, İrlanda, Finlandiya, Güney Kıbrıs, TÜRKİYE.

Koruma Talep Edilebilecek Diğer Ülkeler: Arnavutluk, Litvanya, Latviya, Makedonya, Romanya, Slovenya.

Etiketler

akil akildan ustundur akreditasyon alternatif belirleme amerikan ve japon firmalari basari basari kriteri basari oykuleri basarili olmak bilim bolgesel urun cep telefonu davranissal bilgi ekonomi bakanligi ekonomik guc elektrik fikir firma karsilastirma gazeteci gelecegi planlama gelecek girisim sermayesi destekleme programi gsm haberlesme kulturu hedeften sapma hizli hareket etmek icra ihtiyac iletisim kurmak innovasyon innovasyon yonetimi internet irlanda is hayati is olanaklari is yerinde yonetim israil isvec kaizen kalibrasyon kalite kalite standartlari kalite yonetimi karar vermek karlilik kayit altina almak kaynaklar kisa mesaj kobi kobi arge baslangis destek programi kriz emareleri kriz isaretleri kriz nasil anlasilir kriz nasil biter kriz nasil bulunur kriz nasil fark edilir kriz ne zaman biter kriz tahmini Kriz Yonetimi krizi tespit etmek krizleri onceden bilebilmek krizleri onem sirasina koymak kurum liderlik mali durum mantik yurutme marka marka cesitleri marka nedir marketing musteri onlem almak oyun teorisi patent patent destek programi patent nasil alinir plan yapma problem cozmek programlama proje uzmani proje yonetim teknikleri puko dongusu reklam sadik musteri sadik musteri karliligi sanayi arge projeleri destekleme programi sinai mulkiyet sistemli yaklasimlar sms standart konulmasi stratejik dusunme surekli iyilestirme tedarik teknik musavirlik teknik yaklasim teknoloji teknoloji aktarimi teknoloji transfer ofisleri destekleme programi teknoloji transferi teknoloji uretmek telekom toplam kalite yonetimi toplumsal sorumluluk tubitak turkiye uluslararasi teknoloji transferi universite sanayi isbirligi destek programi urun belgelendirmesi uyumluluk uzman vizyon yapay zeka yatirim yatirim tesvik sistemi yazilim yazilim alaninda standartlar yeni fikir yenilikcilik yonetim yurtdisi teknik musavirlikler